Dr. Russ Harris, Mutluluk Tuzağı adlı kitabında, ‘Hayatınızdan memnun değilseniz yapılacak mantıklı şey hayatınızı değiştirmek üzere harekete geçmektir. Bir kabul halinden başlangıç yaparsanız, bu eylem çok daha etkili olacaktır. Duygu ve düşüncelerle kavga etmeye harcanan zaman ve enerji, doğru eylem için kullanıldığında çok daha faydalı olacaktır. Zengin, dolu ve anlamlı bir hayat, duygu ve düşüncelerinizle mücadele etmek yerine bunları kabul etmekle ve sizin için en önemli değerler doğrultusunda harekete geçmekle mümkün olacaktır.’ Der.
İşimiz, ailemiz ya da kendimizle ilgili bazı alışkanlıklarımızdan zaman zaman şikâyet ettiğimiz olur. İlişkilerimizle veya maddi olanaksızlıklar ile de ilişkili olabilen bu şikayetlerimiz giderek daha da arttığında aslında bizi bir değişime zorlar. Bu değişim olumsuzluklara ses etmeyip susmak ya da yeni çözüm yolları bulmak arasında bir seçimi kaçınılmaz kılar.
Değişim büyülü bir kelimedir.
Kişi mevcut olumsuzluğu düşünüp ondan kurtulduğunda, ne kadar mutlu olacağını hayal ederken bir taraftan da içinden bir ses ‘Hayır bu hayal ettiklerin hiçbir zaman olmayacak. Çünkü bu sadece bir hayal, asla gerçekleşmeyecek’ der. Kişinin sessizce hatta çoğunlukla farkında bile olmadan kendisiyle yaptığı bu içsel konuşma, sadece sürecin zorluğunu fark etmek ile ilgili değildir. Konfor alanı dediğimiz tanıdık, güvenli yerden bilinmeze gitmeye karşı beynimizin bize oynadığı bir oyun, bir direnç mekanizmasıdır.
Bir tarafımız aynı kısır döngüdeki sorunlardan kurtulmayı isterken diğer tarafımız ‘bi dur, bi bekle, acele etme’ der.
Neden İç Sesimiz Bizi Bekletir?
Alışkanlıklarımız, değişimimizin önündeki önemli engellerden biridir. Her sabah kalkıp aynı şekilde yaptığımız alışkanlıklarımız, üzerinde çok çaba sarf etmemizi, düşünmemize gerektirmeyen eylemlerimizdir. Dolayısıyla bizi çok zorlamazlar, beyin yeni bir fikir/davranış üretmek yerine oto pilotta o davranışı yerine getirir ve bedenimiz de buna uyum sağlar. Belki de kısaca az zamanda çok iş üretmenin konforu…
Belirsizlik, değişime karşı direnç geliştirmemizde önemli başka bir etkendir. Daha önce yapmadığımız her eylem, düşünmediğimiz her fikir tamamlandığında bilinmezliğin sürprizini içerir. Tam olarak sonucu öngörememekten kaynaklanan bu belirsizlik halini beyin tehlike olarak algılar ve organizmayı korumak için olabildiğince yeni duruma girmeye karşı direnç geliştirir. Çünkü belirsizliği yönetmek zordur.
Sosyal ya da kültürel çevre, değişim için önemli başka bir engelleyici olabilir. Bazen kişi değişime daha isteklidir ancak çevresinden alacağı tepkilerin farkında olduğundan değişim için yeterli gücü kendinde bulamaz. Bu kimi zaman kişinin eşi, çocukları, ebeveynleri ya da yakın akrabalar olabildiği gibi mahallesi, şehri ya da ülkesi de olabilir.
Güç kaybı, kişinin bireysel olarak sahip olduğu sosyal statüsü, aile içindeki konumu ya da maddi olanaklarını kaybedecek olma ihtimali de kişiyi değişimden alıkoyabilir. Değişimle beraber geçeceği yeni düzen onu daha önce sahip olduğu çeşitli imkanlardan mahrum bırakabilir.
Değişim İçin Nelere İhtiyaç Vardır?
Esneklik: Değişimi kolaylaştıracak en önemli faktör şüphesiz ki esneklik becerisinin gelişmesidir. Dirence karşı esneklik, kişinin merak duygusuyla beraber kişiye yeni bakış açıları ve yeni deneyimler katacaktır. Böylece kişi daha cesur bir şekilde değişimin, gelişimin ve dönüşümün keyfini sürecektir.
‘Tek Doğru Benim Doğrumdur.’ Düşüncesinden Vazgeçmek ve Başka Fikirlere De Açık Olmak: Tek bir doğrunun olmadığını kabul ederek kendi fikrinizi öz eleştiriyle değerlendirip başka fikirlere de açık olmak, değiştirmek istediğiniz davranışa başka bir yerden bakabilmek için iyi bir başlangıç olabilir. ‘Bilmiyorum’ ya da ‘yanlış biliyor olabilirim’ diyerek ve çevrenizdeki konuşmalara/farklı fikirlere biraz kulak kabartarak başlayabilirsiniz.
Değişimin Uzun Zaman Alacağını Kabul Etmek: Her yeni düşünce ve davranış alışkanlık haline gelinceye kadar uzun zaman alır. Bunun farkında olarak bir an önce ne olacaksa olsun telaşına girmeden, yeni düşünce ve davranışla, her gün zorlansanız da yeniden deneyerek değişimi kucak açın.
Çabalamayı Bırakmamak: Yenilgilere, kırılganlıklara, başarısızlıklara ve yolunda gitmeyen her şeye rağmen çaba sarf etmeye devam edin. Tüm olumsuz gözüken koşulların aslında yeni bir deneyim olduğunu ve neleri istemediğinizi anlamanıza yardımcı olduğunu fark ederek çabalamaya devam edin. Olmak istediğiniz yere giderken yolunuza çıkan engeller sizi yeni halinize ulaşmaktan alıkoymasın. Herkese ve her şeye rağmen çabalamaya devam edin.
Değişim Geliştirir
Farkında olarak seçtiğiniz değişim yolculuğu sizi geliştirecektir. Değişmek ve dolayısıyla gelişmek istediğiniz alanı net bir şekilde tanımlayın. Güçlendirmek istediğiniz yönleriniz fark edin ve bunlar için bir eylem planı hazırlayın. Ölçülebilir şekilde adım adım basamakları belirleyin ve sonuca ulaşıncaya kadar asla vazgeçmeyin.
Bu değişim yolculuğu mesleki kariyerinizle ilgili seçeceğiniz okullar, gireceğiniz sınavlar gibi akademik hayatınız ile ilgili olabilir. Ya da daha sağlıklı aile içi ilişkiler ile ilgili atmak istediğiniz adımlar olabilir. Belki de kendi kişisel yolculuğunuzda daha huzurlu ve tatmin hissiyle yaşamak istediğiniz bir hayatı inşa etmek olabilir.
Kendinize değiştirmek, geliştirmek istediğiniz yönümüzü netleştirin. Değiştiremeyeceklerinizi kabul edin, değiştirebileceğiniz alanlarla ilgili adımları belirleyin. Yolculuğun uzun süreceğinin bilinci ve içsel değerlerinizden aldığınız güç ve cesaretle yola çıkın, ki yıllar sonra çıkmadığımız yolculuk için pişmanlık duymayın. İyi ki diyeceğiniz yolculuğa ‘Merhaba’ deyin.
Unutmayın,
‘Değişim ancak içeriden açılabilen bir kapıdır. (Terry Neil)’

