Bu başlık dikkatinizi çektiğine göre siz de en az bir kere küsme davranışına maruz kalmış ya da sıklıkla küsen ve neden böyle davrandığını anlamak isteyen biri olabilirsiniz. Toplumumuzda oldukça yaygın olan küsme davranışı bir iletişim şekli gibi algılanmaktadır. Oysaki iletişim en az iki kişi arasında gerçekleşen aktif bir davranıştır ve birbirini dinleme, anlama, duyguları fark etme, bağ kurma, kabul gibi bileşenleri içerir. Taraflardan biri küsme davranışı sergilediğinde bu ilişkiyi sekteye uğratır, arada aşılmaz hatta görülmez duvarlar oluşturabilir.

Somurtma, alttan alta laf sokma, iğneleyici sözler ya da alaycı bakışlar aslında küsen bir kişinin sergilediği diğer davranışlardır. Tüm bu davranışlarla kişi neyi anlatmaya çalışır?..

Eşlerden Biri Diğerine Küsmüşse

Pasif agresif bir davranış örüntüsü sergileyebilir: Eşler aralarında bir problem yaşadığında biri diğerine açıkça problem olan konunun, kendisini neden rahatsız ettiğini ve o olayın kendisinde hangi duyguları hissettirdiğini ifade etmek yerine dolaylı yolları tercih etmesidir. Yani eşlerden biri diğerine kırıldığında, kızdığında ya da beklentisi karşılanmadığında bunu doğrudan ifade etmek yerine susmayı, içine çekilmeyi, uzaklaşmayı tercih edebilir. Bu durum zaman zaman içinde bulunduğumuz durumu analiz etmek, sakinleşmek, duygularımızı regüle etmekten farklıdır. Çoğunlukla karşımızdaki kişiyi cezalandırmak ve isteğimizi yaptırmak için çocukluğumuzda öğrendiğimiz bir problem çözme davranışıdır.

Surat asar ve yakınlıktan kaçabilir: Eşlerden biri kendini ifade edecek olgunlukta değilse ya da duygularının ve düşüncelerinin sorumluluğu alacak öz güvene sahip değilse duygusal olarak geri çekilmeyi tercih edebilir. Dışarıdan baktığımızda surat asan ve göz teması kurmayan bir eş görebiliriz. Bu kişiler genellikle duygularını açıkça ifade ederek yakınlık kurmak yerine daha güçlü gözükmek için mesafeli olmayı tercih edebilirler. Sıklıkla yakınlık kurmakta zorlanan kişiler çocukluklarında duygusal ihmale maruz kalmış ya da çatışmalı aile ortamında büyümüş olabilirler.

Sorumluluktan kaçmak için kullanabilir: Eşlerden biri aile içerisindeki roller gereği sorumluluklarını yerine getiriyor, gelişime açık ve eşinden de taleplerde bulunan biri olabilir. Diğeri ise konfor alanından çıkmamak ve gelişime çok da açık olmadığı için yeni sorumluluklardan kaçınıyor olabilir. Böyle bir durumda küsmek sorumluluklarından kaçmak için fonksiyonel bir yol olabilir.  

Küserek Hangi Duygumuzu Anlatmaya Çalışıyoruz?   

İncinme (Gücenme): Eşimizin bir sözü, davranışı ya da ihmali ile duygusal olarak yaralandığımızı hissedebiliriz. Bu his sevildiğimizi hissetmeme, anlaşılmama, değer görmeme, görülmeme ya da önemsenmeme ile birleşerek eşimize küsme davranışı olarak yansıtabiliriz.

Hayal Kırıklığı: Beklentilerimiz ile yakın ilişkili olan hayal kırıklığı ‘ben onun için neler yaptım o ise benim bir isteğimi bile yerine getirmiyor.’ şeklindeki beklentinin dışa yansıması olabilir. Bir taraf isteğinin gerçekleşmesini beklerken diğer taraf farklı düşünmesinin cezasını çekiyor gibi hissedebilir. Yani farkında olmadan biri manipüle eder diğeri manipülasyona uğrar.

Kızgınlık/Öfke: Kimi zaman da öfkenin yansıması küsmedir. Kişi küserken bir tehlike anında (çocuğuna biri şiddet uygulamaya yeltendiğinde onu korumak için öfkelenmesi gibi) koruma içgüdüsüyle sahip olduğu öfkeye sahip değildir. Kişi böyle bir durumda kendi benlik algısına zarar verileceği endişesiyle öfkelenir. Aslında sorgulamasın, kendi istediği gibi kabul edilsin ister. Oysaki kişi kendini öfkelendiren durumu konuşmak yerine sessiz çığlıklar atarak susmayı tercih ettiğinde hem kendini hem eşini cezalandırdığını fark etmez.

Çocukluktan Yetişkinliğe Geçiş İçin;

Çocuklar oyunlarında kurallar istedikleri gibi olmadığında kolayca ve sıklıkla küserler. Ancak genellikle oyunun akışında bu süre 5 dakikayı geçmez. Çünkü oyunun içinde olmak dışarıdan izlemekten çok daha eğlencelidir. Çünkü bu hayatı yaşamaktır.

Küsme de çoğunlukla çocuklukta öğrenilen ve yetişkinliğe de taşınan problemlerle baş etme davranışıdır. Kişi çocukluğunda kullandığı bu yöntem genellikle işe yaramışsa yani her isteği olmadığında küsmüş ve beklentisi karşılandığında barışmışsa yetişkinliğinde de aynı şeklinde isteklerini gerçekleştirmek isteyebilir. Oysaki olgun bir ilişkide duyguları fark etme, duyguları ifade etme, anlama ve anlaşılmaya istekli olma ile sorunu beraberce çözmeye açık olmak önemlidir. Çocukluktan yetişkinliğe geçiş de buradaki gibi problem çözme becerisini küsmekten açık iletişime geçme şeklinde geliştirmekten geçer.

Çocuk Ebeveynlerinden Küsmeyi Nasıl Öğrenir?

Ebeveynlerinden biri diğeriyle ya da çocuğuyla bir problem yaşadığında/istediği gerçekleşmediğinde şu davranışları sergilemiş olabilir: eşine ya da çocuğuna karşı sessiz kalmış, onunla günlerce konuşmamış, onu ‘her şeye de ağlıyorsun’ gibi tepkilerle karşılık vermiş ve onun duygularını görmezden gelmiş, evde sorun çıktığında ne hissedildiği yerine ‘kimin haklı olduğu’ konuşulmuş ve bu örüntü defalarca tekrarlanmış olabilir. Bu durumda çocuk hoşuna gitmeyen şeylerle karşılaştığında susmayı, geri çekilmeyi, duygularını bastırmayı ve bir süre sonra o sorun hiç yaşanmamış gibi davranarak devam etmeyi öğrenir.

Sağlıklı Çözüm Nedir?

Küsme Davranışına Maruz Kalan Taraf Ne Yapmalı?

Küsen taraftan bağımsız olarak kendimizi gözlemlemeliyiz. Yani eşimizin küsmesi biz de hangi duyguları canlandırıyor? Nasıl tetikleniyoruz? Amaç eşimizi değiştirmeye çalışmadan kendi tepkilerimizi yönetmeye çalışmaktır. Sürekli alttan almak, barış olsun diye özür dilemek aynı döngünün içinde yer almak demektir. Oysaki yapmamız gereken bu döngüden çıkmak için yeni davranışlar geliştirmek ve sağlıklı sınırlar çizmektir.  

Küsen Kişi Yeni Bir Davranış Örüntüsü Geliştirmek İçin Ne Yapmalı?

Farkındalık ve dönüşüme açık olmak önemlidir. Kişinin kendi duygusunu fark etmesi, ‘neden öfkelendim, neden kırıldım, hangi ihtiyacım karşılanmadı?’ gibi sorulara cevap bulmak için içine dönmesi ve iletişim dilini değiştirmesi gerekir. ‘Sen hep böylesin, hiç anlamıyorsun, beni sevmiyorsun’ gibi suçlayıcı bir dil kullanmak yerine yaşadığımız problemin duygularımız ve davranışlarımızdaki etkisini anlatmak önemlidir. ‘Farklı düşündüğünü duyunca hayal kırıklığına uğradım’ demek gibi. En önemli şey eşimizle iletişim kanalını açık tutmak, kendi duygularımızı yönetmenin sorumluluğunun bizde olduğunu unutmamak ve değişime açık yüreklilikle kucaklayabilmektir.    

Son söz yerine… Sessiz kalmak yerine ‘daha sonra konuşalım’ demek, uzaklaşmak yerine ‘şu an biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var’ demek, içten içe alınmak yerine ‘söylediğin şey beni kırdı, burayı konuşmak istiyorum’ demek, karşı tarafı cezalandırmak yerine ‘beni dinlemeni ve anlamanı istiyorum, ilişkimiz zarar görsün istemiyorum’ demek… başlangıç için küçük ama etkili adımlar demek. Hadi, başlayalım mı?..

Bu Yazıyı Paylaşın:
Nasıl Yardımcı Olabilirim?