Hadi bir beyin fırtınası ile başlayalım. Bugüne kadar neler için keşke dedin? Duygularının gözünü kör ettiği evlilik teklifine, yeterince araştırmadığın iş teklifine, öderim dediğin de çektiğin banka kredisine, herkes böyle yapıyor ben neden yapmayayım dediğin sosyal medya paylaşımlarına, söylemeyip içimde mi tutayım dediğin sevdiklerinle tartışmalarına, çocuğunun riskli davranışını fark etmiş olmana rağmen şimdilik tartışma büyümesin, başım ağrımasın diye düşünerek dediğin ‘Evet’ e, bir kereden bir şey olmaz diye denediğin maddelere…

Bugün pişmanlığına verdiğin cevap o gün bazen ‘Evet’ iken bazen ‘Hayır’ oldu? Bazen konuşarak bazen susarak verdin bu cevapları… Tabi sadece cevap vermedin cevapla beraber emek de verdin, zaman da derken ‘Ben ne yaptım?’ dediğin yerde dönülemez olduğunu fark ettin… ve ağzından o kelime döküldü… Keşke…

Pişmanlık Nedir? Kişiyi Nasıl Etkiler?

Pişmanlık, geçmişe dönük yaptıklarımız ya da yapmadıklarımızdan dolayı bugün istediğimiz, beklediğimiz sonuçları alamayınca hissettiğimiz huzursuzluk hissi diyebiliriz.

Kişi ‘Keşke’ sini fark ettiği yerde kendini suçlar, ki bazen etrafındakileri de suçlar, çoğunlukla pişmanlık duyduğu yerde saplanıp kalır, bu his kaygısını tetikler ve kendini çoğunlukla mutsuz hisseder. Akabinde yeni kararlar öncesinde aşırı temkinli davranır, hatta bazen odaklanıp karar veremez, sosyal ortamlardan kaçınır, daha çok kırılgan ya da savunmacı olabildiği gibi, içinde kendini affedemediği yeri dönüp dolaşıp yeniden yaşar. Yeni keşkeler oluşturmamaya çalışırken hayatı da kaçırır… Geçmişin ‘Keşke’ leri bugünü de yaşanmaz hale getirir. ‘Çocuğumla daha çok vakit geçirseydim’ derken bugün vakit geçirmeyi de ihmal eder; ‘Eşime sevdiğimi daha çok hissettirseydim’ derken bugün ona olan sevgisini hissettirmeden zaman akar geçer…

Dönüşümün Başlangıcı ya da Beni Keşke Dediğim Yere Götür

Değişimin dönüşümün başlangıcı biraz da kırılma noktalarındaki öz farkındalık, cesaret ve eylem birlikteliği ile gerçekleşir. Öz şefkatin sarıp sarmalayıcı gücü ile… Şimdi bir an dur ve keşke dediğin yere git. Bu belki kendin olarak var olamadığın bir ilişkinin başlangıcı, hayır demen gereken bir yerdeki suskunluğun, istiyorum diyemediğin bir fırsatın kaybı ya da seni utandıran bir davranış olabilir.

Biraz anın içine gir ve kendine dışarıdan bak, orada neye ihtiyaç duydun ya da neyden korktun? Anlaşılmak, affedilmek, cesaret, yalnızlık, öfke, kaybetme korkusu… Hangi duygu seni o an verdiğin cevaba getirdi? Ya da korumaya çalıştığın şey neydi? Sevdiklerini, kalbini, değerlerini, ilişkilerini, belirsizliği yönetememe halini vb. Anlamaya çalış kendini.

Keşkeleri Nasıl Dönüştürürüz ya da Acının İçinden Şefkat ve Anlamı Nasıl Çıkarırız?

Keşke ile yaşamamaya karar vermek ilk adımdır aslında. Ondan kaçmadan, üzerini örtmeye çalışmadan, cesaretle ve dürüstçe kendimizle hatta sadece kendimizle yüzleşmek…

Çünkü bastırılan her keşke gölgeye dönüşürken fark edilen her keşke aydınlığa bir adım atmak gibidir.  

O andaki duygumuzu fark etmek, hissetmek ve kabul etmenin dönüştürücü gücünü kullanmak, çünkü pişmanlık utanma, suçluluk, hüzün gibi duygularla birlikte var olur.

Korumaya çalıştığımız şeyi anlamak ve kendimize de şefkat göstermek bizi bir adım ileriye taşır. Yani gerekli çabayı sarfettiğimizi kendimize hatırlatmak gibi ‘o an elimden gelenin en iyisi buydu diyebilmek…’

Pişmanlığın dönüştürücü etkisi için ‘ben buradan ne öğrendim?’ diye sorup değerlerimizi, sınırlarımızı keşfedebilmek, hikayemi kendimle ve istediğim diğerleriyle paylaşabilmek, bizi yavaş yavaş kabule götürür ve ruhsal olarak özgürleştirir.

Bazı pişmanlıkların telafisi bir özür, konuşma, somut bir adımken bazılarınınki vedalaşmak ve içsel olarak kapatmaktır. Bu dönüşüm sonuçta yaşanmışlığı ortadan kaldırmaz elbet ancak bir iz olarak seni tıpkı bir sıçrama tahtası gibi huzurlu bir başlangıca taşır.

Şimdi keşkelerini serbest bırakmak için yaz, birine anlat ya da bir resim çiz, bir müzik aleti çalmayı dene ama içinden bir şekilde çıkar. Kendine de şefkat göster ve unutma bugün aynı anda aynı yerde aynı kararı verme aşamasında olsaydın, elindeki bilgi, deneyim, alışkanlık, ilişki kurma – çatışma becerisi, toplumsal dinamikler, o anki değerlerin vb. gibi kaynaklarınla yine aynı kararı verirdin. Çünkü o gün de üzerine çok düşündün tıpkı bugünkü gibi, kendini üzmeyi bırak ve telafi yollarını kullan, gerekiyorsa özür dile ya da içsel olarak vedalaş. Yolculuğunun devam ettiğini hatırla ve hikayene yeni bir yön ver.

Ve unutma;

“Geçmiş pişmanlıklarla doludur. Gelecek ise umutlarla.” – Louis Aragon

Bu Yazıyı Paylaşın:
Nasıl Yardımcı Olabilirim?