Günümüzde gençler, hayatları ile ilgili her çok şeyi sorguladıkları gibi evlilik kurumunu da sorguluyorlar. ‘Neden evlenmeliyim?’ ‘Sorumluluklarım neler?’, ‘Bu sorumlulukları ne kadar ve nasıl üstlenebilirim?’, ‘Partnerim sorumluluklarının farkında ve bunları almaya istekli mi?’, ‘Partnerim benim için doğru kişi mi?’ gibi kendilerini, evlilik bağı ile yolculuğuna eşlik etmesini düşündüğü kişiyi ve aralarında oluşabilecek ilişkiyi çok yönlü, ayrıntılı ve bilinçli olarak irdeliyorlar.
Anne babalarının zaman zaman anlamakta zorluk çektiği gençlerin tüm bu sorgulamaları, ebeveynler ile çocukları arasında problemlere neden olabiliyor. Birbirlerini anlamakta zorluk çekiyorlar. Gençler cevap bulamadıkları soruları dolayısıyla evliliğe mesafeli yaklaşıyor, ebeveynler çocuklarına nasıl yaklaşacaklarını bilemiyor, gençlerin hayatları ile ilgili en önemli kararlardan biri olan evlilik aşaması bambaşka soru işaretleri ile kaosa dönüşebiliyor.
Gençlere kulak vererek sorunu irdelemeye başlayalım mı? Ne dersiniz?
Sokak röportajlarında gençlere mikrofon yöneltilerek ”Neden evlenmek istemiyorsun?” sorusu sorulduğunda verdikleri cevapları şu şekilde kategorize edebiliriz:
Ekonomik: Kira, mutfak giderleri, faturalar, kişisel harcamalar derken öngörülen ya da öngörülemeyen harcamalar ciddi bir bütçe planlamasını zorunlu kılıyor. Geleceklerini ekonomik olarak garanti altına almak isteyen gençler, maddi belirsizliklerin altında kalmak yerine evliliği ertelemeyi tercih ediyorlar.
Kariyer Önceliği: Günümüz gençleri çok daha fazla eğitim dünyasının içerisindeler. Uzun soluklu yüksek lisans, doktora eğitimlerine dahil olan gençlerimizin sayısı da oldukça fazla ve iş dünyasında kendilerine sağlam bir yer edinmeyi de öncelikliyorlar. Eğitim ve kariyer yolculuklarını hayatlarında öne almış gençler evliliği ikinci sıraya koyabiliyorlar.
Ev İçi Sorumluluklar: Tek başına yaşayan birinin bireysel sorumlulukları ile evli bir bireyin sorumlulukları arasında bir checklist yapıldığında ciddi farklar bulunuyor. Örneğin metaforik olarak değerlendirdiğimizde, gencin kişisel olarak 10 tane sorumluluğu varsa evlilikle beraber yazılabilen belki 100 tane sorumluluğa ve beklentiye sahip olabiliyor. ‘Bu kadar çok yükün altına girmek istiyor muyum?’ sorgulaması genci evliliği bazen askıya almaya bazen tamamen gündeminden çıkarmaya itiyor.
Özgürlük: En temel insani gereksinimlerimizden biri olan özgürlük, gelişimini destekleyen ebeveynlerle büyüyen bir genç için ‘Evlilik özgürlüğümü kısıtlar mı?’ sorusuna götürebiliyor. Attığı her adımın hesabını soran, baskılayan bir ebeveyne sahipse bu zorlayıcı koşullardan kurtulmak için evliliği özgürlüğe açılan bir kapı olabileceği hayaliyle tercih edebiliyor. Ancak gelişimini destekleyen, kendisine doğru rehberlik eden, her attığı adımı takip etmeyip kendisine güvenen, kendisine esnek yaşam alanları sunan ebeveynlere sahipse ‘Evlilik özgürlüğümü kısıtlar mı?’ sorusuyla karşı karşıya kalabiliyor. Ayrıca partnerle alınan ortak kararlar, bireysel vazgeçişleri gerektirebildiği için de özgürlük hissinin zedelenmesine neden olabiliyor.
Beklentiler ve Rol Modeller: Sosyal medya, diziler, televizyon programları ya da kendi ebeveynlerinin evliliği gençlerin evliliğe bakışını doğrudan etkiliyor. Eğer çevrede mutsuz evlilik örnekleri çoksa gençler evlilikten uzaklaşmaya daha meyilli oluyorlar. Diğer taraftan güvenli, sevgi dolu, değer gören ilişkileri daha çok gözlenmiyorlarsa evliliğe dair umutları artabiliyor.
Güven Duygusu: Evlilik sadece romantik bir birliktelik değil, aynı zamanda birlikte yaşamak, sırtını güvenle dayayabilmek anlamına da geliyor. Bu durum, gençlerin ‘Güvenebilir miyim?’ sorusunu daha derinlemesine sormasına neden oluyor. Sadece fiziksel güvenlik değil, duygusal, psikolojik ve ruhsal güvenlik olarak da değerlendiriyor. Çünkü bir sırdaş, bir destekçi, bir yol arkadaşı arıyor. Bu güveni sağlayamayacağına inandığından evlilikten uzaklaşıyor.
Ebeveynler Olarak Çocuklarımıza Doğru Rehberlik Edebilmek ve Onları Duyduğumuzu Hissettirmek İçin Çocuklarımıza Neler Söyleyelim?
Biz ebeveynlerin, en önemli önceliklerinden biri çocuklarımıza doğru rehberlik edebilmektir. Ancak bunu ‘Nasıl?’ yapacağımız konusunda zorlandığımız olur. Sağlıklı iletişim temelinde onların evlilik konusundaki fikirlerini, kaygılarını küçümsemeden ya da geçiştirmeden, anlayışlı bir yaklaşımla dinlemek ve deneyimlerimizi paylaşmak son derece kıymetlidir. Birbirimizin duygularını, düşüncelerini, hislerini duyabildiğimiz, saygı gösterdiğimiz bir iletişim ortamında iş birliği yapmak ve ortak paydada buluşmak çok daha kolay olacaktır.
Örneğin; ‘Ekonomik koşullar, kariyer planları, sorumluluklar, beklentiler ya da özgürlük ve güven hissi gerçekten önemli konular. Şimdi düşünüyorum da ben bunları hiç sorgulamamışım. Akışta öğrendiğim çok şey oldu. Evet ‘Keşke’ dediklerim de oldu, ‘İyi ki’ dediklerim de… Sen neler düşünüyor ve hissediyorsun?’ gibi bir başlangıç samimi ve bağlayıcı olacaktır. Belki devamında ‘Bizim evliliğimizde de zaman zaman zorluklar oldu. Bu zorlukları aşmaya çalışırken gerçekten çok zorlandığımız günler oldu. ‘Nasıl yapacağız, neden olmuyor?’ diye çok mücadele verdik. Şimdi bakıyorum da aslında çok şey de öğrenmişiz, en önemlisi de eş olmayı ‘biz olmayı’ öğrenmişiz. Birbirimize sevgimiz, saygımız ve bağlılığımız artmış. İstersen yaşadıklarımızdan öğrendiğimiz ve senin için de faydalı olabileceğini düşündüğüm şeyler paylaşabilirim.’ Demek muhtemelen çocuğunuzun, deneyimlerinizden faydalanmasına da kapı aralayacaktır. Sadece nasihat eder gibi olmamasına dikkat edin, bırakın ne duymak istiyorsa o size sorsun ve anlatın.
Dahası kararı ne olursa olsun yanında olduğunuzu hissettirin, arkasında dayanabileceği bir ailesinin olması onun bu süreçte, bu zorlayıcı kararı verirken kendisine güven verecektir.

