‘Eşim, ben söylemeden ihtiyaçlarımı bilmeli.’, ‘Beni gerçekten seviyorsa, beklentilerimi karşılamak için değişir.’ ‘Şimdi sessiz ol, bak üzülüyorum.’ Gibi cümlelere muhatap olmuş olabilirsiniz ya da farkında olmadan kullanıyor da olabilirsiniz. İyi niyetlerle söylenen bu beklenti cümleleri gerçekte sevdiğimiz kişilerle daha bağlı ve sağlıklı ilişkiler kurmamıza ne kadar yardım ediyor?

Beklentiler, kişinin gelecekte yaşayacağı bir olay, durum veya sonuca yönelik olarak başka birinden doğrudan ya da dolaylı yollardan umduğu, zihinsel bir öngörüdür. Hem gelecekle ilgili olması hem de aslında zihnimizde oluşturduğumuz bir öngörü olması tam olarak düşlediğimiz gibi bir sonuçla karşılaşmayacağımız sonucunu bize hatırlatır. Bu gerçekle beraber beklentilerimizi gerçekçi bir zemine oturtmak sevdiklerimizle ilişkilerimizin kalitesini artırır, birlikte yaşamayı daha keyifli hale getirir ve anlamlı ilişkiler kurmamıza yardım eder.

Neden Beklenti İçindeyiz?

Sosyal bir varlık olarak bizler, iletişim halinde olduklarımızla güven, bağlılık, kabul görme gibi ihtiyaçlarımızı karşılamak isteriz. Güvendiğimiz kişilerle olan ilişkilerimizde kendimizi güvende hissetmeyi, oldukları gibi kabul ettiğimiz kişilerin bizi de olduğumuz gibi kabul etmesini isteriz.

Çocuklukta ebeveynlerimizden öğrendiğimiz sevgi, ilgi, bakım gibi ihtiyaçlarımızın karşılanması için öğrendiğimiz yöntemlerin yetişkin hayatımızda da benzer şekilde beklenti içinde olmamızı sağlayabilir. Örneğin ‘sessiz kaldığımda annem yanıma gelirdi’ diye ilgi ihtiyacını karşılamış bir çocuk yetişkinlikte benzer bir şeyi eşinden bekleyebilir.

İlişkilerimizde çoğu zaman farkında bile olmadan ‘Beni seviyorsa zaten anlamalı, bu kadarını istemek hakkım’ gibi bilinç dışı varsayımlarımız güçlü beklentiler oluşturabilir.  

Toplumsal olarak kadınlardan fedakâr, bakım veren; anne olarak sabırlı, evin düzeninden ve çocukların bakımından sorumlu olması beklenir. Erkeklerin güçlü, mantıklı, duygularını bastıran, lider; baba olarak disiplin sağlayıcı ve otorite figürü, ailenin maddi ihtiyaçlarını karşılaması beklenir. Çocuklardan eğitimlerine odaklanmaları, büyüklerine saygılı olmaları ve büyüklerin sözlerinden çıkmamaları, problem çıkarmamaları beklenir.

Sağlıklı İlişkiler İçin Gerçekçi Beklentilere Sahip Olmak

Eşimizle, çocuklarımızla, ebeveynlerimizle ya da dostlarımızla ilişkilerimizde çoğunlukla farkında olmadan gerçekçi olmayan beklentilere sahip olduğumuz olur. Beklentilerimiz karşılanmadığında da hayal kırıklığı yaşar, keyfimiz kaçar, içimize kapanır, küser ve ‘nasıl oldu da bunu anlamadı?’ sorusuyla içimiz içimizi yer. Oysaki sağlıklı ilişkiler, gerçekçi beklentilerle ve açık iletişim ile çok daha bağlayıcıdır.

Hayal Kırıklığı ve Problemleri Azaltma: Gerçekçi olmayan beklentiler genellikle hayal kırıklıkları, mutsuzluk, öfke ve ciddi iletişim problemlerine yol açabilir. Özellikle evliliğin ilk yıllarındaki yüksek heyecanın sonraki yıllarda yerini sevgi ve saygıya bırakmasıyla, ‘eski heyecan kalmadı’ gibi beklentiler karşılanmadığında üzüntüye neden olabilir.

Duygusal Destek ve İhtiyaçların Açıkça İfade Edilmesi: Eşlerin birbirlerinden beklentileri genellikle duygusal destek, görülme ve takdir edilme ihtiyacıyla ilişkilidir. Yorulduğunu, zorlandığını veya görülmeye ihtiyacı olduğunu açıkça ifade etmek, beklentilerin sağlıklı bir şekilde yönetilmesini sağlar. Küsmek, kırılmak veya trip atmak gibi davranışlar karşıya anlatmak istediklerimizi doğru anlatacak şekilde ulaşmayabilir ve problemlerin çözümünü zorlaştırabilir.

Sorumluluk Paylaşımı: Evliliklerde iş bölümü ve sorumlulukların paylaşımıyla ilgili beklentiler de önemlidir. Bir tarafın yükleri fazla alması fiziksel ve duygusal yorgunluğa yol açabilir. Bu noktada, ‘yardım eder misin?’ gibi açıkça yardım istemek süreci kolaylaştırır.

Ortak Hedefler ve Biz Bilinci: Birlikte gelecek planları ve hayaller yapmak, ortak kararlar almak ve bu yönde eylemde bulunmak yaşam kalitesini artırır ve “biz bilincini” destekler. Bu, beklentilerin daha gerçekçi yönetilmesine yardımcı olur.

Ebeveyn-Çocuk İlişkileri: Ebeveynlerin çocuklarından başarı beklentisi gibi yüksek beklentileri, çocuğun genel durumunu ve ilgi alanlarını göz ardı edebilir. Bu tür beklentiler duygusal şiddete yol açabilir ve ebeveyn-çocuk ilişkisini bağlayıcı değil, itici hale getirebilir. Gerçekçi beklentiler belirlerken çocuğun merakları, becerileri ve neyin onu heyecanlandırdığı değerlendirilmelidir.

Kendi Kendine Yeterlilik: Kişinin kendi işlerini halledebilmesi ve kendi hayat becerilerini geliştirmesi önemlidir. Kendi bedenine ve ruhsal durumuna iyi bakmak, fiziksel ve ruhsal sağlığı besler. Tüm çaba aslında kişinin kendi ruhsal ve bedensel gelişimine katkı sağlamak içindir.

İletişim ve Esneklik: Açık iletişim, beklentilerin yönetilmesinde anahtardır. Karşımızdaki kişinin imkanlarını ve potansiyelini göz önünde bulundurmak ve duruma göre esneklik sergilemek, ilişkileri güçlendirir.

Çocuklarımızdan Beklentilerimizi Yönetirken…

Çocukların Koşulsuz Sevgi İhtiyacı: Çocuklar, hatalarıyla, kusurlarıyla ve yanlışlıklarıyla bile annesi ve babası tarafından sevilmek ve her şeye rağmen kabul görmek isterler. Başarıya veya belirli davranışlara bağlı sevgi (koşullu sevgi), çocuğa “dediğimi yaparsan seni severim” mesajını verir ve koşullu sevmeyi öğretir.

Aidiyet ve Güven Duygusu: Koşulsuz kabul edildiğini hisseden çocuk, kendisinin vazgeçilmez olduğunu anlar ve bu durum ona büyük bir güven verir. Minimal zamanlarda bile çocuğa tüm benliğiyle kabul edildiğini ve sevildiğini hissettirmek, güçlü bağlar kurar.

Rehberlik ve Sınırlar: Çocuklar aynı zamanda net sınırları ve ebeveynlerinin rehberliğini görmek isterler; bu, onların neyi yapıp neyi yapamayacaklarını anlamalarına yardımcı olur. Sınırların anlaşılır şekilde anlatılması ve tutarlı olunması önemlidir.

Saygı ve Adalet: Herkes gibi çocuklar da saygı beklerler. Zorlandıkları anlarda “sus artık” demek yerine, “üzülmüş gibisin, konuşmak ister misin?” gibi empati gösteren yaklaşımlar, çocukla bağı güçlendirir. Kardeşler arasında adaletli olmak (eşitlik değil, yaşa ve ihtiyaca göre adil davranmak) da çocukların içinde negatif duygular büyümesini engeller.

Yaşam Kalitesi ve Mutluluk

Mutluluk kavramı, kişinin zihninde geliştirdiği düşünceler ve değerleriyle uyumlu bir yaşam sürmekle çok yakından ilişkilidir. Dışarıdan gelecek şeyler veya başkalarının beklentileri karşılaması kişinin mutluluğunun tek kaynağı olmamalıdır. Kendi içimizde halledilemeyen problemlerin eş veya başkaları tarafından çözülmesi beklenmemelidir, çünkü bu yaralar çoğu zaman kişinin kendi geçmişiyle ilgilidir ve başkaları bunun farkında bile olmayabilir.

Beklentileri yönetirken büyük resmi görmek önemlidir. Örneğin, eşiniz evlilik yıl dönümünü unutmuş olabilir ama hasta olduğunuzda size destek oluyorsa, bu büyük resimdeki sosyal desteği gözden kaçırmamak önemlidir. Kendi içsel mutluluğumuzu ortaya koyma anlamında, çevresel etkenlere aşırı takılmamak ve kendimize yüklenmeden gerçekçi şeyler beklemek yaşam kalitesini artırır.

Sonuç olarak, dengeli bir yaklaşımla, aşırı beklenti içinde olmaktan kaçınırken, aynı zamanda hiçbir şey beklememek gibi yalnızlığa sevk eden durumlardan da uzak durmak gerekir. Sağlıklı ve gerçekçi beklentiler içinde olmak, beklentilerimizi açıkça ifade etmek, karşı tarafın potansiyelini anlamak ve kendimize de hata yapma şansı tanımak hem ilişkilerimizi hem de kendi içsel huzurumuzu besleyerek yaşam kalitemizi yükseltir.

Bu Yazıyı Paylaşın:
Nasıl Yardımcı Olabilirim?