Sınırlar, diğerleriyle ilişkilerimizde güvenli alan oluşturur. Tıpkı bir ülkenin, şehrin sınırları gibi ilişkilerimizde koyduğumuz sınırlar da öz benliğimizi korurken kendimizi daha güvenli, huzurlu, emin hissetmemize olanak tanır. Neredeyse hepimiz bizim için uygun olmayan koşullar için ‘Hayır’ demenin gerekli ve önemli olduğunu biliriz. Ama ‘hayır’ demenin zorluklarıyla mücadele etmek, kolaylıkla hayır dememize engel olur. Ayrıca doğru sınırın nereden çizileceğini ya da ne zaman hayır diyeceğimizi ayır etmek de her zaman kolay olmaz. Çoğunlukla içsel olarak ‘acaba yanlış mı yapıyorum’ sorusunu kendimize sorarız ve yine çoğunlukla suçluluk hissiyle mücadele ederiz. Özellikle de sıklıkla ‘Evet’ diyen biri isek…
Sınırlar Saygı İçermelidir
Ailemiz, partnerimiz, dostlarımız ve çalışma arkadaşlarımız ile sağlıklı ilişkiler kurmak için hem onların istek, ihtiyaç ve önceliklerini önemsemeli hem de kendimizinkileri önemsemeli ve farklıkları kabul etmeliyiz. Yani kendi sınırlarımıza ihlal edilmesini engellemek kadar diğerlerinin sınırlarını da ihlal etmemek önemlidir. Bazen aşırı fedakârlık ile bencillik arasında sıkışıp bunaldığımız olur. Dengeli ve saygılı bir ilişki bizi bu sıkışmışlıktan korur.
Neden Sıklıkla Evet Deriz?
Çocukluğumuzdan bu yana uyumlu olmak çeşitli ödüllerle biz farkında olmadan bize öğretilmiş olabilir. Yani her uyumlu davranışımızda alkış, öpücük, hediye, beğeni, takdir gibi ödüllerle ödüllendirilerek evet demeye alışmış olabiliriz. Hatta o kadar ki ihtiyaçlarımızı isteklerimizi fark bile etmeden başkaları için verici olmuş, bize gelen her talebe evet demeyi içselleştirmiş olabiliriz.
Ayrıca zamanla yine farkında olmadan korkular geliştirmiş olabiliriz, beğenilmeme, gözden düşme, onay alamama gibi korkular bizi ‘Evet’ demeye itebilir. Uyumlu gözükmek ya da korkularımıza yenik düşmemek için çatışmaya girmek istemeyebiliriz. Bazen de sosyal baskıya yenik düşmek istemeyebilir, başkalarını hayal kırıklığına uğratmamak ya da bencil olma etiketiyle yaftalanıp dışlanmamak için ya da öz güven eksikliğinden dolayı sıklıkla evet diyebiliriz.
Doğru Sınırlar Çizmek Neden Önemlidir?
Kendimizle Sağlıklı İlişkiler Kurmak: Sıklıkla başkalarının istekleri, beklentileri ve öncelikleri için zamanımızı, enerjimizi, yeteneklerimizi kullanıyor olmamız kendimizi ihmal etmemize, fiziksel ve duygusal olarak yorulmamıza neden olabilir. Yapmak istemediğimiz şeyleri yapıyor olmak kendimize yabancılaşmamıza ve iç sesimizi duymamıza engel olabilir.
Tükenmişlikten Kurtulmak: Sürekli verici olmak ve başkalarının hayatını kolaylaştırmak için tüm enerjimizi ve gücümüzü vermemiz bir süre sonra kendimizi tükenmiş hissetmemize neden olabilir.
İhmal ya da İstismara Uğramamak: Fiziksel, duygusal, zihinsel, cinsel, dini, ekonomik açılardan zarar göreceğimiz şekilde bizden talebi olanlara karşı kendimizi korumalıyız. Ayrıca zamanımızı ve yeteneklerimizi biz istemeden kullanmak isteyen fazla talepkâr kişilere, manipülatif ilişkiler kuranlara, enerjimizi tüketenlere karşı da daha dikkatli olmalı ve öz benliğimizi korumalıyız.
Sağlıklı Sınırlar Nasıl Çizilir?
Öz farkındalık sağlıklı sınırlar çizmek için oldukça kıymetli bir değerdir. Bunun için kendimizi tanımak, duygularımızın farkında olmak ve açık bir iletişim diliyle kendimizi ifade etmek son derece önemlidir.
Önceliklerini Belirle ve Net Ol: Kendimizden ya da başkalarından beklentilerimizi netleştirmek, yapmaktan hoşlandığımız ya da hoşlanmadığımız durumların farkında olmak ve açık iletişim ile ihtiyaçlarımızı, isteklerimizi ya da önceliklerimizi nazik, açık, net bir şekilde ifade etmek gerekir.
Değerlerinin Adını Koy: Değerlerimiz her ne kadar evrensel ve benzer olsa da kişisel olarak bazı değerlerimiz daha ön planda olabilir. Değerlerimiz bizi biz yapan belirteçlerdir. Değerlerimizin farkında olmak kendimizle de güçlü ilişkiler kurmamıza yardım eder. Örneğin doğru sözlü olmak bizim için önemli bir değerse, birinin sürekli yalan söylediğine şahit olmak bizi rahatsız edecektir ve o kişiyle ilişkimizi yeniden gözden geçirmek isteyebiliriz.
Duygularına Ses Ver: Hayır derken, çoğunlukla suçluluk hissiyle mücadele ederiz. Kültürel olarak ‘Böyle yapmazsan ayıp olur, yapabiliyorken yapmalısın, ne olacak ki gibi’ yaklaşımlarla büyüyor olmak, ‘artık istemiyorum’ dönüşümüne geçerken duygusal olarak bizi zorlayabilir. Kendimizle mücadele etmek gibi olan bu durum özellikle hayır dediğimiz ilk anlarda bu hissi yaşamak normalken, bir süre sonra artık o hissi hissetmiyorsak o kişi ile aslında kendimizle ilişkimizi besleyecek bir sınır çizmişiz demektir.
Alıştırma Yap: Genellikle hayır demekte zorlanan biriysek öncesinde hayır deme egzersizleri yapılabilir. Küçük küçük hayırlar ile zorlayıcı hayır deme durumlarına kendimizi hazırlayabiliriz. Duygularımızla temas ederek neden öyle hissettiğimizi ifade edebiliriz. Ben Dili’ni kullanarak açık iletişimimizi sürdürebiliriz.
Sona Doğru;
Zaman zaman sınırlarımız ihlal edildiği gibi bizim de başkalarının sınırlarını ihlal ettiğimiz olur. Kasıtlı olmayan ihlaller için özür dilemek ve sonrası için o kişinin hassasiyetlerine dikkat ederek iletişim kurmak aramızdaki bağı kuvvetlendirecektir.
Çoğunlukla zorluk yaşadığımız durum çocukluğumuzda ve gençliğimizde farkında olmadan sürekli verici olmanın, kendi ihtiyaç ve isteklerimizin farkına bile varamadığımız ilişkilerde kaybolup gittiğimiz, fedakârlık yaparken kendimizi tükettiğimiz en yakınlarımızla kurduğumuz ilişkiler için ‘artık yeter’ dediğimiz yerdir. Yani düne kadar ‘evet’ dediğimiz yere bugün ‘hayır’ demeye karar verdiğimiz yerdir. Hatta belki de en zoru en yakınlarımıza ‘Hayır’ diyebilmektir. Eşimize, ebeveynlerimize ya da dostlarımıza…
Suçluluk hissiyle mücadele ederken öz benliğimizin farkına vararak kendimize de değer vermeye karar verdiğimiz yer, bilinçli bir tercihin başlangıcı olacaktır. Devam etme gücü ve isteği, kendimize de şefkatle yaklaşacağımız bir birliktelikle bizi eşit ilişki ile doğru sınıra ulaştıracaktır.

