Bir önceki yazımda ergenlik döneminde çocuğu olan ailelerin neler yaşadığını anlatmaya ve onları anlamaya çalışmıştım. Bu yazımda ise iletişimi daha zor hale gelen yani ergenliği daha problemli olarak gözüken ailelere, çocuklarında olan değişimleri anlamlandırmaları ve neler yapabilecekleri ile ilgili küçük ipuçları veriyor olacağım.
Bazı ailelerde bu dönem gençler ve ebeveynleri açısından daha zorlayıcı geçirebiliyor. Bu durum da dönemin ‘Problemli’ olarak anlaşılmasına sebep oluyor. Bizler, alanında profesyonel çalışanlar olarak sadece problem çözmek değil problemlerin çıkmasını da önlemek için uğraşıyoruz. Siz değerli ebeveynlere kıymetlilerinize doğru rehberlik edebilmeniz adına küçük ama önemli dokunuşlar için bazı tavsiyeler…
Daha Sağlıklı İletişim Yolları İçin Ebeveyn Olarak Neler Yapabiliriz?
- Büyüdüğünü kabul edin: Ne zaman neye karışıp karışmayacağınıza doğru karar verin. Karşınızda çocukluğundaki gibi otur dediğinizde oturan ve istediğiniz her şeyi yerine getiren biri olmadığını/olmayacağını fark edin ve kabul edin. O artık oturmak isterse oturacak ya da ne zaman oturmak istiyorsa o zaman oturacak, belki de hiç oturmayacak…
- Kendi kimliğini oluşturmaya çalışıyor, fırsat verin: İsyankâr olması, her şeye hayır demesi, dediğinizin sürekli aksini yapması nasıl bir problemse sürekli sizin isteklerinizi yerine getirmesi ve her dediğinizi yapması da bir problem. Kendine özgü kimliğini oluşturmaya çalışıyor, alan açın.
- Kabalaşabilirler: Zaman zaman size kabalık gelebilen sözler söyleyebilir ya da davranışlarda bulunabilir. Bunu çoğunlukla anlatamadığı ya da anlatmak istemediği duygularını yönetmekte zorlandığı zamanlarda daha sert daha kaba davranarak gösterebilir. Aslında hızlıca konuyu kapatmaya çalışıyordur. Ya da aynı şekilde arkadaş ortamlarında davrandığı konuştuğu için orada kabul gören bu davranma şekli sizin yanınıza da çok normalmiş gibi düşünüyor, değerlendiriyor olabilir. Sakin kalın, sakinleştiğinde ve sakin bir şekilde isteklerini dile getirmesinin daha doğru olacağını ve sakin bir şekilde isteklerini yerine getirdiğinde birbirinizi daha net duyabileceğinizi ve anlaşabileceğinizi açıkça ifade edin.
- Beklemeye tahammülleri yoktur: İsteklerin hemen yerine getirilmesini beklerler. Çünkü beklemeye ve ertelemeye tahammülleri yoktur. Bunun için fazla ısrarcı olabilirler. Bu durum bir süre sonra ailede bıkkınlık oluşturabilir. Siz açıkça isteklerine cevap verin. Net bir şekilde ne düşündüğünüzü dile getirin. Geçiştirmeyin.
- Mahremiyet: Ergen’in mahremiyeti diğer önemli bir konudur. Kendine ait mahrem bir ortam, alan mümkünse bir oda talep ettikleri bir şeydir. Orada kendini has bir şeylerle uğraşmak ister. Odasını, eşyalarını karıştırmayın, günlüğünü okumayın. Özellikle sevgili anneler, temizlik ya da odasını toplamak için odasına girip onun düzenini bozmayın ve özel eşyalarını karıştırmayın. Bu gençleri çok rahatsız eder. Kendi haline bir şeylerle meşgul olması, odasında kalması sizden vazgeçtiği anlamına gelmez. Sakin olun.
- Riskli davranışlar: Bağımlılık, cinsel deneyimler, zorbalık, antisosyal davranışlar gibi riskli davranışlara karışmış olabilir. Uygun olmayan davranışlar sergilediğinde açık bir şekilde onaylamadığınızı belirtin, ancak küsmeyin, arkanızı dönmeyin yanında durmaya, onun için güvenli bir liman olmaya devam edin. Unutmayın kimse sizin kadar güvenilir olamaz.
- Sosyalleşme: Ergenlik döneminde gençlerin sosyalleşmeye daha istekli olduklarını, akranlarıyla daha çok zaman ve fikir paylaştıklarını ve birbirlerini etkilediklerini biliyoruz. Bazen ebeveynler olarak o sosyal ortama normalden daha fazla çocuğumuzu atabiliyoruz. Şöyle ki gencin ebeveynleriyle açık iletişimi sekteye uğrarsa genç sosyal ortamına daha çok yönelir. Zaten sosyalleşme ihtiyacı fazla olan genç daha fazla sosyal ortamlarda bulunarak oradaki kişilerden daha çok fikir alır ve tabiri caizse onların dediğini yapar hale gelebilir. Böylece aranızdaki ilişki daha kötü bir kısır döngüye girebilir.
- Çocuğunuzu merak edin: Ne yedi ne içtiden öte ‘Ne düşünüyor ne hissediyor, çevresinde kimler var? Onlarla beraber neler yapıyor? Onlarlayken kendini nasıl hissediyor?’ gibi sorularla çocuğunuzu merak edin. Ama bunu yaparken onları anlamaya çalışacak şekilde sorular sorun, yargılamadan, eleştirmeden onları dinleyin ve içten bir şekilde gözlerinin içine bakarak ‘Sen nasılsın?’ deyin. Daha az eleştiri, daha az akıl verme, daha az yönlendirme, daha çok açık olma, duygu ve düşüncelerinizi açıklama, endişelerinizi dile getirme yani açık ve sağlıklı bir iletişim. Bırakın kendini o anlatsın. Yanılıyorsa da yanıldığı yerleri size anlatırken kendisi fark etsin.
- Ailenizin değerleri olsun: Ailenizde önemsediğiniz değerlerinizi çocuğunuza kelimelerle anlatmaktan öte davranışlarınızla gösterin. Çocuğunuzun aileniz içinde önemsenen bir birey olduğunu ona hissettirin. Herkes gibi onu da dinleyin, aklına gelen soruları korkusuzca sorabilsin, dürüstlüğü, açıklığı, hakkaniyeti sizden öğrensin. Vicdanın gelişmesi için herkesin dönüp kendi içinde bu davranışın/sözün kendisine ve ailesine yakışıp yakışmadığını ölçüp tartabildiğini yine sizde gözlemlesin. Çocuklarınız yetişkin olmayı sizden öğrensin, dışarıdan değil. Öyle ki çocuklarınız doğal aile ortamında bu değerleri içselleştirip yetişkin hayatında da uygulayabilsin. Bazen düşünüyorum da çocuklarımızın herkesten farklı olmasını isterken herkesten farklı davranması için sorumluluk, disiplin, bekleme becerisi gibi değerleri kazandırmak için ne kadar çabalıyoruz?
- Performans kaygınızı yenin: Sonucu yani çocuklarımıza doğru davrandığımızdan emin olmak için o doğruluğun sonuçlarını bir an önce görmek istiyoruz. Ama şunu aklınızdan çıkarmayın. Çocuklarımıza yaptığımız her katkı belki sonucunu bizim hiç göremeyeceğimiz bilemeyeceğimiz zaman sonra yani yıllar sonra meyvelerini vermeye başlayacaktır. Sonucunu görmeyi önemsemeden doğru davranmaya devam edin.
- Gençlerin de akademik kaygıları var: Gelecek, üniversite, meslek edinme, para kazanma, net olmayan kariyer planları, üniversitede okuyan gençler için mezuniyete yaklaşırken bundan sonra ne yapacağım soruları, daha öncesinde LGS, YKS gibi kariyeri şekillendiren sınavlar vb derken gençler de tıpkı ebeveynleri gibi kendi geleceklerine kafa yormaya, kaygılanmaya, zaman zaman yönetemedikleri duygu durumları ve koşullardan dolayı mutsuz belki de umutsuz hissetmektedir. Bazen gençler açısından somut, gerçekçi olmayan hedefler ebeveynlerin çocukları ile ilgili kaygılarını daha da artırmaktadır. Bu durum en çok aralarındaki iletişimi daha zor bir hale getirmektedir. Çoğunlukla da her iki tarafın öncelikle birbirini dinlemek yerine birbirlerine kızgınlıklarını ifade etmeye çalıştıkları için ortam daha da gerilir. Çözüm karşılıklı sakin sakin birbirini anlamaya çalışacak şekilde dinlemekten geçiyor. Çünkü her iki taraf da aynı konu için çabalıyor ve endişeleniyor.
- Siz onların ailesisiniz: Sevgili ebeveynler, kendi uzantınız değil ne istediklerini bilen çocuklar yetiştirmek önceliğiniz olsun. Bunun için çocuklarınıza çocukluğundan itibaren sınırları doğru ve net koyun, açık iletişimi tercih edin. Çoğunlukla ergenlikte çocuklarıyla problem yaşayan ailelerin asıl sorun kaynağı çocukla küçükken kurulamayan ilişkinin bedeli olduğu görülüyor. Onlara hata yapma şansı tanıyın. Her hatalarında dönüp gelebilecekleri ve sevilmeye devam ettikleri aileleri olduğunu bilsinler. Arkadaşları öncelikli ve önemli görünse de onları bir aileye ihtiyacı var, güvenebildikleri arkalarında olduklarını bildikleri ve koşulsuz sevildiklerini hissettikleri… Siz onlar için hala önceliklisiniz.

