Şüphesiz ki her ebeveyn çocuğunun bedenen ve ruhen sağlıklı olmasını gönülden arzular ve bunun için çaba sarf eder. Yerine göre çocuğum daha iyi olsun diye kendi ihtiyaç ve isteklerinden feragat eder…
Bizlerin adeta yansıması olan çocuklarımız kişiliklerini, benlik algılarını, çevresindeki insanlarla ilişkilerini inşa ederken, bizim onlara karşı tutum ve davranışlarımızdan büyük oranda etkilenirler. Tutarlı ve düzenli olarak gösterdiğimiz davranış şekilleri, onların ruhsal dünyalarını şekillendirir. Mutlu, sorumlu, ilgili, saygılı ya da kaygılı, sorumsuz, mutsuz gibi…
Anne babanın pozitif ve destekleyici tutumları çocuğun olumlu özellikler kazanmasını sağlarken, kimi zaman farkında olmadan yapılan olumsuz tutum ve davranışlar, sonrasında onarılmadığında bazı ruhsal problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Yani aslında çocuklarımızla ilişki kurarken onlara karşı sergilediğimiz tutum ve davranışlar süreç içerisinde onların karakterlerinin oluşmasına katkı sağlar.
Peki, siz çocuklarınızla ilişkilerinizde nasıl bir tutum içerisindesiniz?
Aşırı Koruyucu Anne – Baba Tutumu: Anne babalar çocuklarının üzerine adeta titrerler ve aşırı özen gösterirler. Çocuklar gereğinden fazla kontrol altındadır. Tüm olumsuzluklarla, problemlerle kendisi uğraşıp çözen ebeveynler adeta bir fanusun içinde çocuk yetiştirirler. Bu yaklaşımın sonucu olarak da çocuklar, tek başlarına karar veremeyen, karşılaştıkları zorluklarda anne babasından destek bekleyen, problem çözme becerisi gelişmemiş ve dolayısıyla çekingen, utangaç, çevresine uyum göstermekte zorlanan bireyler haline gelir.
Otoriter Anne Baba Tutumu: Cezanın ön planda olduğu anne baba tutumudur. Çoğunlukla ebeveynler çocukları üzerinde otorite sağlamak için cezayı kullanır. Anne baba katı kurallar ile çocuğunu kontrol altında tutmaya çalışır. Çocuğun seçim hakkı çoğunlukla yoktur. Dolayısıyla bu tür ailelerde büyüyen çocuklar; korkak, boyun eğen, otoriteden çekinen, otorite kalktığında isyankâr, özgüvensiz, özellikle ergenlik döneminde sosyal ilişki kuramayan ve kendini ifade edemeyen, kendinden daha güçsüz gördüklerinin yanında saldırgan özellikler gösteren kişiler haline gelir.
İlgisiz Anne Baba Tutumu: Anne baba çocuğundan adeta habersizdir. Çocuğunun nerede, ne yaptığıyla genelde ilgilenmez, aşırı ihmal edebilir. Çoğunlukla çocuğunun ihtiyaçlarının bile farkında değildir. Çocuk anne babayı rahatsız etmedikçe de çocuğu görmezler. Dolayısıyla çocuk ihtiyacı olan ilgiyi, sevgiyi, şefkati alabilmek için dikkat çekici davranışlarda bulunabilir. Saldırganlık ve hırçın davranışlar sergileyebilir ya da sessizlik ve vurdumduymazlık gibi daha pasif davranışlar da gösterebilir. Sağlıklı olan ile olmayan ilişkileri ayırmakta zorlandığı için ihtiyacı olan sevgiyi gösteren herkese kolayca yakınlık besleyebilir.

Dengesiz Anne Baba Tutumu: Genel olarak ebeveyn tutumunda bir dengesizlik söz konusudur. Bazen anne ile baba arasında görüş ayrılığı şeklinde görülür bazen de ebeveynlerden birinin kimi zaman ‘evet’ dediğine kimi zaman ‘hayır’ deme şeklinde ortaya çıkar. Zaman zaman aşırı hoşgörülü olan ebeveyn zaman zaman da çok sert cezalandırma davranışı sergiler. Görünüşte bir disiplin olmasına rağmen ne zaman, nerede, ne şekilde uygulanacağı belli değildir. Aslında tamamen ebeveynin kendi ruhsal durumu ile ilgilidir. Çocuklar sürekli bu çelişik duruma maruz kaldıkları için karar vermekte, isteklerini netleştirmekte zorlanan bir kişilik yapısı geliştirirler. Ayrıca çabuk vazgeçen, dürtüleriyle hareket eden ve uyumsuz özellikler geliştirirler.
Mükemmeliyetçi Anne Baba Tutumu: Mükemmeliyetçi ebeveynler kendi içlerinde kalan akademik, sosyal, sanatsal, sportif gibi alanlardaki ukdelerini çocuklarının karşılaması için katı bir tutum sergilerler. Çoğunlukla ebeveynler çocukların kapasitelerinin çok üstünde beklentilere sahiptirler ve çocuğu bir eğitimden diğerine koştururlar. Çocuk bu beklenti, koşturma ve baskının içinde beklentiyi karşılayamaz ve kendini başarısız hisseder. Kendine olan güveni gelişmez. Bu çocuklar ya aşırı titiz ya da tamamen dağınıktırlar. Başarısız olduklarında yoğun bir hayal kırıklığı yaşarlar. Adeta kendi istekleri yoktur, kendine çizilen sınırlar ve kurallar içinde yaşamlarını sürdürürler. Bunun için de sürekli bir iç çatışma yaşarlar.
Aşırı Hoşgörülü Anne Baba Tutumu: Çocuk merkezli bu ailelerde çocuğun tüm istekleri neredeyse koşulsuz yerine getirilir. Kurallar çoğunlukla yoktur, ciddi bir problem ile karşılaşılırsa ceza gündeme gelir ancak çocuk bu durumda bile ne yaptığı için ceza aldığını anlayamaz. Açık net kurallarla çevrelenmiş güvenli sınırları yoktur. Aşırı hoşgörülü ebeveynler genellikle çocuklarına ‘hayır’ demekte zorlanan kişilerdir. Çocuklarının çevresine zarar vermesine, kontrolsüz davranmasına karşı çıkmazlar. Çocuklar saldırgan davranışlarda bulunabilir. Bu çocuklar büyüdükçe dikkat çekici davranışlarda daha çok bulunur. Şımarmış ve bencil davranan, herkesten hizmet bekleyen, istekleri yerine gelmeyince hırçınlaşan çocuklar olurlar. Evde dedikleri yapılmayınca saldırganlaşan çocuklar yine sakinleşmek için dediğinin yapılmasını beklerler ve yaptırırlar. Toplumsal kurallara uymakta zorlanırlar, eleştiriye kapalı oldukları için gelişim gösteremezler, her dediklerinin anında olmasını beklerler, şımarık, sabırsız, sorumsuz, kırılgan olabilirler.
Demokratik Anne Baba Tutumu: En sağlıklı ve güvenli ebeveyn tutumudur. Bu tip ailelerin ev ortamı sevgi, saygı, samimiyet, huzur, güven, şeffaflık gibi özelliklere sahiptir. Ebeveynler kendi davranışlarıyla çocukları için çok iyi bir rol modeldir. Çocuklarına yol gösterir, problemlerle karşılaştıklarında sorun çözme becerilerini geliştirmek için yardımcı olur. Çocuk aile içinde bir birey olarak kabul edilir. Duygu ve düşüncelerine değer verilir, kendisine seçim hakkı tanınır, olduğu haliyle kabul edilir, karşılaştığı zorluklarda desteklenir, ne kendi haline bırakılır ne de onun yerine sorunlar çözülür, açık net tanımlanmış güvenli sınırlar içinde özgür bırakılır. Böylece zaman içinde girişimci, yaratıcı, problemler karşısında sızlanmak yerine sorgulayıcı ve özgün çözümler üreten, sorumluluk sahibi, risk alan, seçimler yapan, bedelini ödeyen ve bunlar için kimseyi suçlamayan bireyler haline gelir. Diğerleri ile ilişkilerinde, güvenli ve kendisine saygı duyularak yetiştirildiği için başkalarına da saygı duyan, farklılıklara saygılı, hoşgörülü, sosyal, takım çalışmasına uyumlu, dengeli, güven veren, risk alan ve gelişen biri olarak huzurlu bir yaşam sürer.
Son söz yerine;
Çoğunlukla çocuklarımızla ilişkilerimizin kalitesini belirleyen, ebeveyn olarak bizim onlara yaklaşım tarzımızdır. Bu durum onlar büyürken kişiliklerini oluşturmalarına da yardım eder. Bazen farkında olarak ancak çoğunlukla farkında olmadan, onların kendileri ve diğerleri ile ilişkilerini nasıl kuracaklarını, zorluklarla karşılaştıklarında nasıl yöneteceklerini, ne zaman ve nasıl yardım isteyeceklerini, sorumluğu nasıl alacaklarını gibi duygusal ve davranışsal alışkanlıkları öğrenirler. Bir yerden bedensel olarak büyürken bir yerden de duygusal ve davranışsal olarak da büyürler ve çoğunlukla bizim gibi bir yetişkin olurlar.
Zaman zaman çocuklarınızda duygusal ya da davranışsal problemler gözlemliyorsanız, bunda onlara karşı tutum ve davranışlarınızın da etkisinin olabileceğini hatırlamakta fayda var.

