Ergen ve Ebeveyn İlişkileri

Sizin evde de bir ergen var mı? İletişim kurmakta zorlanıyor musunuz? Kendinizi bazen şaşkınlık bazen de öfke duyguları içinde mi buluyorsunuz? Çocuğunuzla yaşadıklarınızdan sonra pişmanlık, üzüntü, yardımcı olamama duyguları mı baskın oluyor? Siz de çocuğumla nasıl daha sağlıklı bir ilişki kurabilirim sorusuna cevap arıyor musunuz?

Hadi başlayalım o zaman…

Ergenlik, çocukluktan yetişkinliğe devam eden süreçte bir gelişim dönemidir. Bazı duygusal, davranışsal, zihinsel özellikleri çocukluk dönemi ile benzerken bazıları yetişkinlik dönemi ile benzerlik gösterebilir. Ama birçok özelliği de aslında kendi dönemine hastır. Peki nedir bu ergenlik döneminin özellikleri?

Çocukluk döneminden farklı olarak gencin; kimlik gelişiminin oluştuğu, daha çok arkadaş ilişkileri anlamında sosyalleştiği, farklı ilgi alanlarına merakının arttığı ve gücünü göstermek için merakını cezbeden şeyleri deneyimlemek istediği bir dönemdir. Bu dönemde genç genellikle kurallara uymak istemez, zor beğenir, çabuk sıkılır, alıngan olabilir, çoğunlukla ebeveynlerinin tam tersi fikirleri savunur ve ebeveynlerine karşı her zaman kendisi haklıdır. Ayrıca gençler bu dönemde akademik başarı, arkadaş seçimi, harçlık, bilgisayar – telefon gibi dijital araçlar ile olan ilişki şekli, beden imajı, markalı ürünleri talep etme gibi konularda aileleriyle problemler yaşayabilirler. Dönemsel olan bu özellikler ve yaklaşımlar, çoğunlukla ilişkilerde daha yoğun problem yaşanmasına ve aile içinde seslerin ve kelimelerin daha da yükselmesine neden olabilir.

Ergenlik Dönemi Problemleri

Sivilceler: Kimliğini inşa ettiği bu süreçte fiziksel görünümü genç için son derece önemlidir. Hem karşı cinse hem de hem cinslerine kendini beğendirmek hatta zaman zaman onay alma ihtiyacından dolayı aynaya baktığında gördüğü sivilceler onun için son derece rahatsız edici ve problem yaratıcı olabilir. Beslenme Bozukluğu: Sıklıkla fast food tarzı yemeklerle beslenmek isteyebilir, ne kadar zayıf olursam o kadar güzel olurum diye düşünerek az yemek yiyebilir, yediğini kusabilir, zayıflama hapları kullanabilir, aşırı egzersiz yapabilir. Bunlar çoğunlukla aşırı yorgun düşmesine neden olacağı için ilerleyen zamanda başka problemlerin de başlatıcısı olabilir.

Uyku Sorunları: Normalden daha az ya da daha çok uyuma durumu gözlenebilir. Uzun saatler uyumasına rağmen hala uyku açlığı hissediyor, kalktığında uyurgezer bir durumda dolaşıyor olabilir ya da sabaha kadar uyumayıp akşama kadar uyuyabilir.

Bağımlılık ve Riskli Davranışlar: Alkol, uyuşturucu, ekran gibi bağımlılık etmenleri ile karşılaşma ihtimali daha yüksektir. Bunlar ilerleyen yıllarda çok daha büyük problemler yaratacak durumların başlamasına neden olabilir. Ayrıca riskli cinsel davranışlara girmek de büyük problemler doğurur.

Duygusal ve Davranışsal Yaklaşımlar: Hep benim yüzümden oluyor gibi olumsuz düşünceye sahip olup aşırı veya uygunsuz suçluluk hissi yaşayabilir, genel durumunda sıklıkla üzüntü, endişe, umutsuzluk ağır basabilir, sosyal arkadaş ortamlarında kendini rahat hissetmeyebilir ve hatta zamanla sosyal ortamlardan kaçarak sosyal fobi gözlenebilir.

Akademik Yaklaşımlar: Okula sürekli geç kalabilir, okuldan kaçıyor olabilir, odaklanma problemleri yaşayabilir, sınav yılında ise planlı ve uzun süreli çalışmalar yapmıyor ya da sınav kaygısı yaşıyor olabilir.

Ebeveynlere Çözüm Önerileri

Karşılaştırma Yapmayın: Aile içinde kardeşiyle olabildiği gibi daha geniş ailede kuzenlerle, yakın çevresinde komşu çocuklarıyla ya da sınıf arkadaşlarıyla hatta zaman zaman kendisiyle bile karşılaştırıyorsanız bu durum işleri daha içinden çıkılmaz bir hale getirebilir. Niyetiniz güzel örneklikler sunup çocuğunuzu motive etmek olsa da hiçbir karşılaştırılma diyalogu kişiyi motive etmez. Hatta tam tersi etki yaratarak istediğiniz şeyi yapmamasına neden olur. Özellikle bu dönemde her ne niyetle olursa olsun çocuğunuzu kimseyle karşılaştırmayın.

Yeni Davranış Örüntüleri Geliştirin: Yorgun, kırgın, öfkeli, farklı düşünüyor ya da kendinizi haklı görüyor olabilirsiniz. Unutmayın karşılıklı ihtiyacımız olan şey birbirimizi duyabildiğimiz bir iletişimdir. Tüm olumsuzluklara rağmen ortak bir dili nasıl geliştirebiliriz? Ortak bir paydada nasıl buluşabiliriz? Bunun için ben neler istiyorum? Nelerden vazgeçebilirim? Gibi sorular üzerine yoğunlaşmakta fayda vardır. Belki de bugüne kadar yaptıklarınızı tersine çevirmenin zamanı gelmiştir.

Akademik Kaygılarınızı Fark Edin ve Gerçekçi Beklentiyle Doğru Yönetin: Çocuğunuzun eğitim hayatı ile ilgili kaygılarınız gerçekte kime ait? Kendi başaramadığınız olarak nitelediğiniz şeyleri çocuğunuza dayatıyor olabilir misiniz? Ya da çevrenizde sizinle benzer durumda olan arkadaş ortamınızdaki sohbetler çocuğunuza yaklaşımınızı etkiliyor olabilir mi? Özellikle sınav yıllarında ebeveyn ergen diyalogunun tek konusu ‘dersler nasıl gidiyor’ olabiliyor. Bu da aradaki sevgiyi, muhabbeti, açıklığı gölgeleyebiliyor. Süreci yönetirken çocuğunuzun ilgisi, merakı, mizacı, çabası, kendisi ile ilgili hayalleri gibi kriterleri mutlaka göz önüne alın. Güçlü ve zayıf yönlerini fark edin ve tüm sevgi ve güveninizle çocuğunuzun gelişimini nasıl destekleyebileceğinizi sorgulayın. Çocuğunuzun gerçekliği ile sizin beklentilerinizin birbiri ile olan uyumunu göz ardı etmeyin.

Çocuklarınızın Ebeveyni Olun: Kendilerini var etmeye çalıştıkları, yani aslında kendilerini bulmaya çalıştıkları bu dönemde her ne kadar sizinle çok fazla çatıştıkları düşünseniz de onlar için en koruyucu olanın siz olduğunu, en çok da sizin desteğinize ihtiyaçları olduğunu lütfen unutmayın. Her ne kadar arkadaşlarıyla çok vakit geçirmek isteseler de zorlandıkları her yerde en güvenilir limanları sizlersiniz. Her şeyleriyle çocukluklarından bu yana tanıyan, gözlemleyen ve her şeye rağmen onları seven ebeveynler olarak çocuklarınızın arkadaşı değil ebeveyni olun. Çocuklarınızı gözlemleyin ve problemlerini çözmelerine yardımcı olun. Bebekliğinden beri koruyup kollayan, düştüklerinde kaldıran yanınızdan vazgeçmeyin. Koruyucu kalkan olmaya devam edin. Sabırla ve sevgiyle…

Bu Yazıyı Paylaşın:
Nasıl Yardımcı Olabilirim?