duygusal dayanıklılık resilience

Bazen birinin bir sözü yıkar bizi bazen de doğal afet, hastalık gibi beklenmedik olaylar. Ya da aile ve ilişki sorunları, maddi sorunlar… Şok etkisi yapan olaylarla ilk karşılaştığımızda öfke, kızgınlık, kırgınlık, şaşkınlık gibi duyguları karmakarışık yaşarız. Ne düşüneceğimizi ne hissedeceğimizi bilemez bir halde ortalıkta dolanırız. Öfkelen deliye döndüğümüz gibi sessizce içimize kapandığımız da olur. Ardından temel fizyolojik ihtiyaçlarımızın düzeni bile bozulur. Yemeklerimiz uykularımız birbirine karışır. Oysa ki o haberi duymadan ya da olayı yaşamadan önce her şey ne kadar da bilindikti. Zaman zaman sıkıldığımız rutinin içinde her şeyi ne kadar da güvenliydi.

Duygusal Dayanıklılık Nedir?

Duygusal dayanıklılık hayatın doğal akışı içerisinde beklenmedik şekilde ortaya çıkan olaylara karşı uyum sağlayabilme, esneklik gösterebilme, olumsuz duygusal deneyimlere karşı kendini toparlayabilme, iyileşebilme, ilerleyebilme, zorlayıcı koşullarla baş edebilme gücü olarak tanımlanabilir. Bu gücün doğuştan geldiği düşünülse de yaygın görüş sonradan öğrenildiği şeklindedir. Yani insan kendini güçsüz hissettiği yerlerde koşullarını yönetme becerisi geliştirerek duygusal dayanıklılık gücünü geliştirebilir.

Kimileri daha erken eski yaşamına dönerken kimileri için bu süre daha uzun olabilir. Yaşanılan olayın zorluk derecesi, olaya maruz kalma süresi, sıklığı; kişinin mizacı, olayları yorumlama şekli, düşünce yapısı, duygularını yönetme becerisi gibi birden fazla değişken kişinin dayanıklılığı ya da duyarlılığı etkilemektedir.

Duygusal Dayanıklılığa Sahip Kişilerin Özellikleri Nelerdir?

Umut: Duygusal dayanıklılığı yüksek kişiler her şartta ve her şeye rağmen umutlarını yitirmezler. Mevcut durumun zorlayıcılığının, kötülüğünün farkındadırlar. Bu süreçte onların da canlarının sıkıldığı ve zorlandıkları olur. Bununla birlikte bu zor günlerin geçeceğinin farkındadırlar. Süreci bir öğrenme fırsatı olarak görüp bu zorlayıcı durumdan güçlenerek çıkmanın yolunu bulurlar. Onlar için önemli olan sonuç değil süreçtir ve yolculuk boyunca umutlarını kaybetmezler.

Olumlu bakış açısı: Olaylara olabildiğince dışarıdan bir gözle ve objektif bakmaya çalışırlar. Bu aynı zamanda gerçekçi bir bakış açısıdır. Tüm riskleri, kaynakları, eksiklikleri ve faydaları gözlemleyerek adeta bir kriz yönetimi bilincinde hareket ederek çok yönlü düşünürler. Zorlayıcı, eksik ve riskli durumlara rağmen olumlu bakış açısını sürdürürler. Böylece krizi fırsata çevirirler.

Anlamlı bir amaç: Yaptıkları bütün işlerin, onlar için bir anlamı ve değeri vardır. Kendi değerlerinin farkında olan duygusal dayanıklılığı yüksek kişiler aynı zamanda kendi değerleriyle uyumlu ve yine kendisi için anlamlı olan bir hayat amacına sahiptirler. Tüm çabaları, uğraşları, hedefleri; kimse için anlamlı olmasa bile onu adeta canlı tutan yaşadığını hissettiren o amacına ulaşmak içindir. O amacına ulaşmak için de tüm imkanlarını seferber etmekten bir an bile tereddüt duymazlar.

Esneklik: Bu kişiler için önemli olan şey hayat amaçları için çaba sarf etmektedir. Asıl amaç için de tek bir yol olmadığını bilirler. Dolayısıyla katı kurallarla değil gerektiğinde esneyerek yeni yollar bulma becerileri son derece gelişmiştir. Harika problem çözme yetenekleri vardır ve duygusal zekâları da oldukça yüksektir.

Sosyal destek: Her ne kadar öz benliklerinde çok güçlü olsalar da hayatın bir ekip olarak çok daha anlamlı yaşandığının bilincinde olan duygusal dayanıklılığı yüksek kişiler aile, arkadaş ilişkilerine de son derece önem verirler. Ayrıca çok yakın olmasa bile başkalarına da olumlu katkı sunmak için fırsat kollar, bunun için yeni topluluklara girmekten de çekinmezler.

Duygusal Dayanıklılık Nasıl Geliştirilebilir?

Kendinizde olanı fark edin ve kabul edin: Ani karşılaştığınız bu olay ruhsal, duygusal, davranışsal, fizyolojik olarak sizi de etkilemiş olabilir. Kendinizi güçlü göstermek için zorlamayın. İçinizden geldiği gibi davranın ve bunu kabul edin.

Mola verin: Eski rutininize dönmek için acele etmeyin. Kendinize olanı fark edin ve koşturmaya biraz mola verin.  

Duygularınızı ihmal etmeyin: Kızgın, öfkeli, kırgın ya da şaşkın olabilirsin. Hissettiklerinizin duygularınızın sağlıklı olduğunun farkında olun ve bundan dolayı utanmayın, içinize atmayın. Duygularınızı yönetme becerisi geliştirerek sağlıklı bir şekilde dışarıya akıtın.

Sizin için anlamı olan hedefler belirleyin: Kimse için anlamlı olmasına gerek yok. İçinize dönün bakın ve neyi yapmak size kendinizi iyi hissettiriyorsa onu yapmaya devam edin.

Değişime gelişime açık olun: Yeni şeyler denemekten, yeni insanlarla tanışmakta, eskisinden farklı düşünmekten ve davranmaktan korkmayın. Gelişiminiz için yeniliklere açık olun.

Fizyolojik ihtiyaçlarınıza özen gösterin: Bu durumda ya da dönemde beslenme ve uyku en hızlı bozulan rutinlerdir. Çünkü stres durumunda beden kendini korumak için alarm durumuna geçer. Yeniden toparlanmak ve eski günlere dönmek için beslenme ve uyku düzeninize özen gösterin.

Bağlarınızı kuvvetlendirin: Ailenizle, dostlarınızla, komşularınızla ya da size iyi geldiğini düşündüğünüz yeni insanlarla birlikte olun. Onlarla beraber vakit geçirin, sürekli yalnız kalmayı tercih etmeyin. Onlarla beraber ortak paylaşımlarda bulunun.

Profesyonel destek alın: Her şeye rağmen hala toparlanmakta zorlandığınızı hissediyor, rutinlerinize dönemiyorsanız profesyonel destek alın.

Bu Yazıyı Paylaşın:
Nasıl Yardımcı Olabilirim?