‘Yeterince ilgilenemedim, yine bağırdım, acaba zarar mı verdim?’, ‘Ne yapsam yanlış oluyor, sert olsam üzülüyor yumuşak olsam sınır tanımıyor.’ ‘Keşke o gün öyle demeseydim, beni hep böyle hatırlayacak.’ ‘Yeterince iyi bir anne değilim sanırım. Annem gibi davranmamaya da çalışıyorum ama galiba tam olarak nasıl davranacağını bilemiyorum.’ ‘Babalar güçlü olur, hislerimi belli etmemeliyim.’ ‘Çocuğun her istediğini yaparsan şımarır.’

Zihninden ebeveynlik ile ilgili başka hangi cümleler geçiyor. Öyle olmalıyım, böyle yapmalıyım, şöyle yaparsam çocuğumun psikolojisi bozulur derken nasıl davranacağını bilemez ve kendini tükenmiş hissediyor musun?..

Hadi başlayalım o zaman…

Ebeveynlikte tükenmişlik, ebeveynlerin uzun süreli stres, aşırı sorumluluk, sosyal desteğin eksikliği ya da bireysel ihtiyaçların karşılanmaması gibi nedenlerden dolayı çocuklarıyla ilişkileri sırasında duygusal, bilişsel ve davranışsal olarak kendilerinde hissettikleri yıpranma hissidir.

Kendini bir taraftan tükenmiş hisseden ebeveyn diğer taraftan da ebeveynlik içgüdüleri ile ilişkili olarak suçluluk ve utanç da hisseder. Çoğunlukla da hissettikleri bu iki farklı uç arasında gider gelir.

Ebeveynler Çocukların Yaş Dönemlerine Göre Farklı Konularda Tükenmişlik Yaşıyor

Bebeklik Dönemi (0-2 yaş): Bebeğini ağlama krizleri ile annenin, bebeğin neye ihtiyacı olduğunu anlayamayacağı kaygısı, bebeğin gece uyanmaları, kronik uykusuzluk ve annenin düzensiz yaşam döngüsü, emzirme/beslenme problemleri, ebeveyn kimliğini kabullenme sürecinin zorlukları, beden değişimi ve eş ilişkilerinde değişim gibi konularda özellikle annelerin tükenmişlik yaşadıkları gözlemlenmektedir.

3-6 Yaş (Okul Öncesi): Çocuklarda inatlaşma dönemi olarak karşımıza çıkan bu dönemde ebeveyn çocuklarına sürekli açıklama – ikna- sabır döngüsünde mücadele verir. Ebeveyn bir taraftan suçluluk hissedebilir, bir taraftan da çocuğunu/süreci kontrol edememe hissi ile zorluk yaşar. Çocuklar bu dönemde sıklıkla her şeyi kendileri yapmak ister, ebeveynlerle çocuklar arasında bağımsızlık krizleri dolayısıyla sık çatışmalar yaşanabilir. Ayrıca tuvalet alışkanlığı sorunları ve ilkokul öncesinde anaokuluna uyum ve evden/anneden ayrılık ile ilişkili problemler de gözlenebilir. Yine çocuğun sınırsız enerjisi karşısında ebeveyn fiziksel ve duygusal olarak oldukça yorulur.

7-12 Yaş (İlkokul Dönemi): Okul döneminin başlamasıyla beraber ebeveynlerin çocukları ile ilgili akademik kaygılarının yükselmesi, ebeveynlerin ödev – ders – sınav takibi konularında daha yoğun bir çabanın içerisine girmesi ve çocuğun akademik anlamda başarısından ebeveynin kendini sorumlu hissetmesi gibi akademik hayatla ilgili konular ebeveynleri önemli ölçüde zorlar. Ayrıca ebeveynin kendi çocuğunu diğer çocuklarla karşılaştırması, bazen çocuğun sosyal ilişkiler içerisinde dışlanması ya da zorlanması, maalesef ebeveynlerin çocuklarının ile teknoloji ile ilişkileri yönetme konusunda zorlanmasından dolayı ekran süresi savaşı yine bu dönemde ebeveynleri zorlayan konuların başında gelir. Bazen de ebeveynlerin başarı kaygısı, ebeveynleri öğretmene dönüşmelerine ve duygusal yüklerini artırarak tükenmişlik yaşamalarına neden olabilir.

13-17 Yaş (Ergenlik Dönemi): Kimlik arayışında olan gencin, ebeveyni ile arasında bozulan iletişim, saygı/ bağ kopukluğu, öfke patlamaları, ergenin arkadaş seçimleri, giyimi, özgürlük tartışmaları ya da sosyal medya ile ilişkisi gibi konular ebeveynlerin çocukları ile kontrol kaybı – iletişimsizlik – endişe arasında bir sarmala girmesine ve tükenmesine neden olabilir.

Ebeveynlikte Tükenmişliği Yönetmek İçin

Bir defalık tek bir çözüm hiçbir zaman yeterli gelmez. Çünkü hem ebeveyn olarak bizler hem çocuklarımız sürekli bir değişimin içerisindeyiz. Tek bir çözüme odaklanmak yerine farkındalıkla doğru sınırlar koymak, esneklik ve çözüm üretme becerimizi geliştirmek ve içsel olarak öz benliğimizi güçlendirmek anlamlı olacaktır. Ayrıca:

Tükenmişliği Tanımak ve Kabul Etmek: Her şeye koşup yetişmeyi ve iyi ebeveyn olma baskısını bir kenara bırakıp ‘ben yoruldum, durmaya ve yardıma ihtiyacım var.’ demeye cesaret edebilmek önemlidir. Kendi kendimize ‘Ne zamandır yorgun hissediyorum, bu yorgunluk sadece bedensel mi yoksa duygusal ve zihinsel olarak da hissediyor muyum, gündelik hayat akışım bu süreçten nasıl etkileniyor?’ gibi içsel bir sorgulama da yapabiliriz. İçinde bulunduğumuz durumu daha net tanımlamamıza ve çözüme ulaşmamıza yardım eder.

İhtiyaçları Görmek ve Açıkça İfade Etmek: Ebeveyn olduktan sonra farkında olmadan sadece çocuğumuzun ihtiyaçlarına odaklanabiliriz. Çoğunlukla farkında olamadığımız şey kendimizi ihmal ettiğimiz bir yerdir. Kendi ihtiyaçlarımızı da fark etmek ve zaman zaman dinlenmek, kendi başımıza kalmak, sessizlik, belki bir fincan kahve içmek, dostlarımızla molalar vermek ya da yardım talep etmeyi de unutmamak tükenmişliğimizi engelleyecektir.

Yardım Talep Etmek: ‘Her şeyi ben yapıyorum’ hissi kişiyi çok hızlı tükenmişliğe götürür. Zaman zaman eşimizden ya da yardımcı olacak başka bir yakınımızdan yardım istemek hem duygusal hem fiziksel olarak tükenmemizi engelleyecektir.

Suçluluk Hissini Anlamak: ‘Yeterince iyi değilim, Kızdım, artık ne olacak?’ gibi düşünceler kendimizi suçlu hissetmemize neden olur. Oysa ki kendimize öz şefkatle yaklaşarak ‘Elimden geleni yaptım, yapabileceğim bu kadardı.’ demek bizleri tükenmişlikten koruyacaktır.

Mükemmeliyetçilik ve Yüksek Beklentileri Yönetmek: Sosyal medya, toplumsal algı, kültürel değerler ya da kısaca dışarıdan gelen her türlü mükemmel ebeveynlik algıları, ‘Galiba yeterince iyi bir ebeveyn değilim’ hissi yaratıyor olabilir. Kendimizi sürekli eleştirme ve yargılama döngüsünden çıkarak, ‘mükemmel ebeveynlik’ diye bir şeyin olmayacağını kabul etmek ve ebeveynlik sürecini çocuklarımızla açık iletişimi kullanarak ve onlara da doğru rehberlik edecek şekilde beraberce yönetebiliriz.

Korkular ve Kaygılar: Çocuklarımızın geleceği, sağlığı, mutluluğu gibi konularda endişe duymamız ya da zaman zaman korkularımızın olması çok normaldir. Ancak korku ve kaygılarımız, çocuklarımızla sağlıklı iletişim kurmamıza ve aile içindeki problemlerimizi çözmemize engel teşkil etmemelidir.

Profesyonel Destek Almak: Uzun süren duygusal yorgunluk ya da tükenmişlik gibi durumlarda profesyonel destek almak duygusal olarak güçlenmemize ve yeni çözüm yolları bulmamıza yardımcı olur.

Bu Yazıyı Paylaşın:
Nasıl Yardımcı Olabilirim?