Bir alıntı ile başlayalım, MÖ 335 de Aristo: ‘Bugünlerde gençler kontrolden çıkmış durumda. Kaba bir şekilde yemek yiyorlar, yetişkinlere karşı saygısızlar, anne – babalarına karşı çıkıyorlar ve öğretmenlerini sinirlendiriyorlar.’ Ve MÖ 800’de Heseiod ise ‘Günümüzün gençleri öyle umursamaz ki, ileride ülke yönetimini ele alacaklarını düşündükçe umutsuzluğa kapılıyorum. Bizlere, büyüklere karşı saygılı olmayı, ağırbaşlı davranmayı öğretmişlerdi. Şimdiki gençler kurallara boş veriyorlar. Çok duyarsızlar ve beklemesini bilmiyorlar.’
Cümleler sizce tarihten mi yoksa tamamen günümüzden mi, ne dersiniz?
Açıkçası bana bir yetişkin olarak, yetişkinlerin bakış açısının yıllar geçsene değişmediğini düşündürttü. Belki de yetişkin olarak şikâyet ettiğimiz gençleri daha iyi anlayabilmek için onların dönemsel özelliklerini daha yakından tanımak gerekiyor.
Başlayalım mı?
Ergenlik Dönemi Nedir?
Bireyin hayatının ikinci on yıllık dönemini oluşturan, bedensel, duygusal, zihinsel ve davranışsal değişikliklerin gözle görülür şekilde fark edildiği, çocuklukla yetişkinlik arasında kendine has özellikleri olan bir dönemdir. Ayrıca ebeveynlerin, ‘çocuğumu artık tanıyamıyorum’ dediği dönemdir.
Ergenlik Döneminin Özellikleri Nelerdir?
Yaşanılan coğrafya, kişinin genetik özellikleri, beslenme alışkanlığı gibi koşullar göz önüne alındığında kesin bir yaş aralığı verememekle birlikte yaklaşık 10 -22 yaşları arasındaki bir dönemdir. Kişide hormonların da etkisiyle fizyolojik değişimlerin başladığı bilişsel, duygusal, sosyal, davranışsal değişikliklerin olduğu bu dönemin belirgin özellikleri şunlardır:
- Ergenlik Dönemindeki Bedensel Değişimler
Ortalama kızlarda 10 – 12, erkeklerde 12 – 14 yaşları arasında bedensel değişimler gözlenmeye başlar. Kızlar genellikle erkeklere göre daha erken ergenliğe girer. Her çocuk bu döneme diğerlerinden önce, sonra ya da farklı da girebilir. Hızlı, gözle görülür bir büyüme ve gelişme söz konusudur.
Kızlarda östrojen hormonunun artmasıyla göğüslerde büyüme, kıllanma, boy uzaması ve kalçaların omuzdan daha geniş hale gelmesi, yağlanma, menstruasyon (adet görme), sivilcelenme görülebilir.
Erkeklerde ise artan testosteron hormonuyla omuz ve göğüslerde genişleme, boy uzaması, ses değişimi, kıllanma (yüz, göğüs bölgesi, kol ve bacaklar vb), üreme organlarının gelişimi, sivilcelenme görülebilir.
- Ergenlik Dönemindeki Bilişsel Değişimler
Ergenlerin zihin dünyalarında oluşan değişimleri anlayabilmek için hormonal değişimlerine ve beyin gelişimine de bir miktar bakmak gerekir. Çocukluk döneminde hormonal açıdan daha durağan bir dönem geçiren beyin, ergenlik döneminde yoğun bir uyarılmaya maruz kalmaktadır. Kandaki seviyesi hızla ve ani yükselen bu hormonlar, bilişsel, duygusal ve davranışsal farklılıkların tetikleyicisi olabilir.
Alnımızın hemen arkasında yer alan frontal korteks dediğimiz ön beyin dürtülerin kontrolü, plan yapma, problem çözme yeteneği, dikkatin sürdürülebilmesi, öz eleştiri yapma, ileriye dönük düşünme, hatalardan ders çıkarma, duyguları tanıma gibi bilişsel görevlerden sorumludur. Anne karnında başlayan beyin gelişimi, ergenlikte devam eder. Araştırmalara göre yoğun sinirsel bağlantıların arka beyinden ön beyine doğru geliştiği ve en son ön beyin bölgesinin tamamlandığı bilinmektedir. Dolayısıyla ergenin beyin gelişimi büyük oranda tamamlanmış olsa bile ön beynin gelişimi ergenliğin sonlarına doğru tamamlanır. Dönem içerisinde de ergen zaman zaman sonunu düşünmeden hareket etme, riskli davranışlarda bulunma ve duygularını yönetmekte zorlanma ile karşılaşır. Yaklaşık 20 yaşından önce ergenin dürtülerini kontrol etmesini ve riskli – güvenli ayrımını tamamen yapmasını beklememek gerekir.

- Ergenlik Dönemindeki Duygusal Değişimler
Ergenlik döneminde gençlerin duygularının şiddetli değiştiğine şahit oluruz. Bazen içlerine kapanırken bazen öfke patlamaları yaşarlar. Aynı günün başında çok mutlu ve neşeliyken, günün ilerleyen saatlerinde karamsar ve üzgün olabilirler. Kendisiyle alay edilmesi, haksız yere cezalandırılması, eleştirilmesi, azarlanması, gülünç duruma düşürülmesi, özel eşyalarının kendisinden habersiz alınması gibi durumlar ergenleri öfkelendirir.
Bu dönemde aile üyeleri ile olan bağı azalır ve arkadaşlarıyla olan bağı kuvvetlenir. Ergen, kendisini seven, güvenen, olduğu gibi kabul eden kişilere yönelme eğilimindedir. Sevdiği insan sayısı daha azdır ve onlara karşı sevgisi çok kuvvetlidir. Çoğunlukla onların dediğini yapar. Karşı cinsiyetten birine özel duygular besleyebilir ve kendini beğendirme çabasında bulunabilir. Zaman zaman bilgi ve tecrübe eksikliği daha sonra pişman olacağı riskli davranışlara yönlendirebilir. Doğru bir rehberlik ile bu tür ilgilerinin olmasının ve hissettiği duygularının normal olduğu ancak riskli davranışlarda bulunmasının yanlış olduğu anlatılmalıdır.
Kendine güvensizlik ya da aşırı bir özgüven, duygusal yoğunluk, yalnız kalma isteği, aşırı hayal kurma, çalışmaya karşı isteksizlik, sorumluluk almak istememe, tedirgin ve huzursuz hissetme, çabuk sinirlenme, mahcubiyet, çekingenlik, utanma, alınganlık yine ergenlerde görülebilen duygusal değişimlerdir.
- Ergenlik Dönemindeki Davranışsal Değişimler
Çocukluk döneminde ailesiyle daha çok vakit geçiren bireyler, ergenlikte arkadaşlarıyla vakit geçirmeye başlar. Kendi duygu ve düşüncelerini paylaştıkları, kendilerine daha yakın buldukları arkadaşlarıyla grup kurarlar. Böylece gencin bu akran grupları sayesinde kendi kimliğini bulma, ait olma ve bağlılık duygularıyla kendine güveni ve benlik saygısı gelişir. Ayrıca, ergenin bireyselleşmesinde, stres yaratan koşulları bertaraf etmesinde, ahlaki kuralların ve değerlerin kazanılmasında, kişilerarası ilişkilerinin gelişmesinde, sosyalleşmesinde ve toplumsallaşmasında, paylaşma ve sorumluluk alma duygularının kazanılmasında yardımcı olur.
Zaman zaman olumlu kazanımların yanında akran gruplarının olumsuz davranış geliştirmesine de katkı sağlamaktadır. Örneğin gençler arkadaşlarının etkisiyle bağımlılık yapan maddelere başlayabilir, okulu terk edebilir ya da arkadaşlarına fiziksel – duygusal zarar verecek akran zorbalığı gibi riskli davranışlarda bulunabilir.
Her ne kadar daha çok arkadaşlarıyla vakit geçirmek istese de bu durum anne babasının daha az önemli olduğu anlamına gelmez. Anne babasıyla sağlıklı duygusal bağları olan ergenlerin daha yüksek benlik algısına, okul başarısına, stresini daha kolay yönetebildiğine, daha az riskli davranış içeren akran gruplarına katıldığına ve hayatta daha çok mutlu olduklarını biliyoruz.
Bu dönemde ergenlerin ailelerinden en büyük beklentileri, yine çocukluk dönemindeki gibi koşulsuz sevilmeleri ve kendileri ile içten ilgilenen ebeveynlerinin destekleridir.

