Mutfakta akşam yemeği hazırlarken salondan bilindik bir ses yükseldi, yine kavga ediyorlardı. Uyarmaktan, arayı bulmaya çalışmaktan, ‘durun yapmayın’ demekten heba olmuştu. Hiçbir söylemin işe yaramadığını biliyordu. Çocuklar büyüdükçe yükselen sesin nedeni kimi zaman paylaşılamayan oyuncak, yiyecek, kıyafet ya da oda iken kimi zaman harçlık kimi zaman da ‘abimi hep benden çok sevdiniz, onun her istediğini her zaman yaptınız’ söylemleri oldu. Denge sağlamaya çalışırken arada heba olup kimseyi memnun edemediğini fark etti. Eşine baktı, o da aynı hislerle eşine bakıyordu. Bu ‘nerede yanlış yaptık?’ bakışıydı.
Kardeş Kıskançlığı Mı?
Kardeş kıskançlığı, çocuğun anne-babasının ilgisini, sevgisini kardeşiyle paylaşmak istememesidir. Bazen çocukların bu masum talebi ebeveynleri tarafından çocukları arasında dengeli bir şekilde paylaştırılamadığında sorunlar çıkmaya başlar. Her çocuk ebeveyninin ilgisini kendi üzerine çekmek isterken kardeşine nasıl davranıldığını da gözler. Ebeveynlerin böyle bir durumda adilane olmayan davranışları, kardeşler arasında kıskançlığı doğurabilir.
Ebeveynlerin bir çocuğu sürekli korumaya çalışması, haklı bulması, kayırması veya öncelemesi yıllar içerisinde kardeşler arasında mesafelerin açılmasına neden olabilir. Çocukluğunda kendine değer verildiğini hissetmemiş, kendisini ailesine – evine ait hissetmemiş, hep diğeri olarak hissettirilmiş bir çocuk yetişkinliğinde ailesine, kardeşlerine karşı mesafeli olabilir. Oysaki yetişkinlikte ortaya çıkan kardeşlik problemleri genellikle o gün ortaya çıkmış sorunlardan öte çocukluktan itibaren birikmiş özellikle de ebeveyn tutumlarından kaynaklanan adaletsizlik hisleriyle ilişkili olabilir.
Ebeveynler Çocukları Arasında Sağlıklı Kardeş İlişkilerinin Oluşması İçin Çocuklarına Nasıl Rehberlik Edebilir?
Ebeveynler bazen çocukları arasındaki ilişkinin genellikle sorunsuz olacağını ve kardeşlerin kendi aralarında her zaman iyi anlaşacağını bekleyebilir. Ancak bu çok gerçekçi bir beklenti olmaz. Bunun yerine genellikle birbirlerine karşı saygılı, birbirlerinin sınırlarının farkında ve hassasiyetlerine önem veren, özellikle duygusal anlamda birbirlerini destekleyen, rekabetten öte dayanışmaya dayanan bir ilişki ve ‘biz bir aileyiz’ hassasiyetinin gözetildiği birbirine aidiyet ve bağlılık hisseden bir ilişki oluşturmalarını destekleyebilirler. Oldukça besleyici olan bu ilişki, aile içinde yoksa bile inşa edilebilir. Bunun için birkaç adımdan bahsedebiliriz:
Saygı ve Sınırlar: Ebeveynler her bir çocuğunun kendine has özellikleri olduğunun, mizacının ve ihtiyaçlarının farklı olduğunun farkında olarak her birine adaletli ve hoşgörülü davranmalıdır. Bu çocukların kendi aralarındaki ilişkiye de yansıyacaktır.
Duygusal Destek: Ebeveyn çocuğuna özellikle zorlandıkları zamanlarda ‘Yanındayım, dilediğinde benimle paylaşabilirsin, yardımcı olmayı çok isterim’ düsturunu gönlünden hissederek iletişim kurması çok önemlidir. Eğer ebeveynler bu yaklaşımı günlük hayatlarında sıklıkla kullanırsa kardeşler de birbirleriyle benzer bir iletişim dilini geliştirirler. Duygudaşlık ve ‘Ben yanındayım’ hissi her zaman kalpleri birbirine yakınlaştırır.
Rekabet Yerine Dayanışmayı Beslemek: Ebeveynlerin farkında olmadan çocukları arasında yaptığı kıyaslama ya da motivasyon için kullanılan ‘ablan hep kitap okurdu, sen neden yapmıyorsun’ gibi rekabet içeren cümleler aslında kardeşler arasında olumsuz bir etki bırakır. Kıyas, çocukların kendi değerlerini kardeşleri üzerinden anlamlandırmasına yol açar. Oysaki ebeveyn, her bir çocuğunun başarılarını, yeteneklerini diğer çocuğuyla değil çocuğunun daha önceki davranışlarıyla karşılaştırarak gelişimini onore etmesi kıymetlidir. Bu yaklaşım da kardeşler arasında rekabeti değil birlikteliği pekiştirir.
Sağlıklı ve Açık İletişim: Problemler ve çatışmalar her aile için kaçınılmazdır. Olumsuz gözüken durumlar ortaya çıktığında, karşılıklı herkesin kendi duygu ve düşüncelerini açıklıkla ifade etmesi önemlidir. Suskunluk, küslük, imalı cümleler ya da bakışlar yerine açıkça, saygılı, nazikçe ve karşı tarafı tetikleyecek şekilde saldırgan ifadeler kullanmadan konuşulmalıdır. Ebeveynler bu süreçte taraf tutmadan, adil bir gözlemci olabilir. Problemi çözmek yerine çocuklarının problem çözme becerilerini geliştirmelerine yardımcı olabilir.
Eşitlik Yerine Adaletli Davranmak: Ebeveynler çocuklarının yaşlarının, cinsiyetlerinin, gelişim dönemlerinin, meraklarının, isteklerinin vb. farklı olabileceği göz önüne alarak ihtiyaçlarını nasıl karşılayabileceklerini düşünebilirler. Burada eşitlikten çok adaletli davranmaya öncelik ve önem vermelidirler.
Duyguları Konuşabilmek: Kardeş kıskançlığı, kırgınlık, öfke, değersizlik gibi duyguları, kardeşler aralarında yaşadıkları çeşitli problemler ya da ebeveynlerinin davranışları sonucu hissedebilir. Bu duyguların konuşulamaması yani bastırılması davranışsal bozukluklara yol açar. Kardeşlerden biri diğerine pasif – agresif tutumlar geliştirebilir ya da öfke/şiddet uygulayabilir. Bu olumsuz davranışları yönetmenin yollarından biri de duyguları konuşmaya alan açmaktır.
Hakem Gibi Yaklaşmamak: Ebeveynler çocukları kendi aralarında tartışırken hızlı bir refleks göstererek hemen problemi çözmeye çalışabilirler. Bunu yaparken de detaylıca dinleyemezlerse çocuklardan birini haklı diğerini haksız olarak etiketleyip konuyu kapatmak isteyebilirler. Tabiri caizse konunun tümüne hâkim olmadan verilen hüküm bazen haklı olan çocuğun haksız duruma düşmesine neden olabilir. Bu da çocuğun kardeşine/ebeveynine karşı olumsuz duygular hissetmesine yol açabilir. Bazen ebeveynlerin kardeşler arasındaki her tartışmaya çözüm bulmamaları ve kardeşlerin kendi aralarında anlaşmazlıklarını çözmeleri için alan açmaları kıymetlidir. Ancak tabii ki kardeşlerin birbirlerine aşağılama, kırma veya vurma gibi fiziksel veya sözlü şiddet içeren davranışlarda bulunmamaları şartıyla.
Sonuç olarak;
Ebeveynler çocukları öfkeliyken sakin ve soğukkanlı kalmaya özen göstermeleri oldukça önemlidir. Ebeveynlerin çocukları arasındaki kardeşlik ilişkilerinde adil olmaları, doğru rol modeli sergilemeleri, sınırlar belirlemeleri ve çocukların ihtiyaçlarına hassasiyetle yaklaşmaları gibi tutumlar sergilemeleri onların sağlıklı ve ömür boyu sürecek güçlü kardeşlik bağları kurmalarına yardım eder. Ailede bir gözbebeği belirleme, çocukları etiketleme, karşılaştırma, cinsiyet ayrımı, taraf tutma, çocukların rekabetini tetikleme, herkesin aynı olması gerektiğine inanma ve tutarsızlık gibi olumsuz yaklaşımlar yerine çocukların tüm farklılıkları ile koşulsuz kabul gördükleri bir aile içi iletişimi oluşturmak, olası problemleri önlemek anlamına da geldiğini unutmamak gerekiyor.

